Telekinezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Telekinezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Telekinezi



Telekinezi

Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket"), maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.

Telekinezinin gerçekliğine dair hiç bir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur. Telekinezi deneyleri, bilim adamları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir. Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.

Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.[1]

Kaşık veya diğer metallerde deformasyon oluşturma telekinezi veya Psikokinezi de denilen herhangi bir cismi uzaktan hareket ettirme veya çok az uygulanan bir temas gücüyle etkide bulunmaya verilen addır. Bu fenomenle ilgilenen parapsikologlar ve amatör ilgililer tarihte geçtiğine inanılan olağanüstü öyküler veya mucizelerin bir telekinezi biçimi olduğuna inanmaktadırlar. Ancak fenomene "Telekinesis" adının verilmesi çok yeni bir tarihe rastlar. Tabir Alman-Rus psişik araştırmacı Alexander N. Aksakof tarafından 1890'da kullanılmıştır. Psikokinesis tabiri ise 1914 yılında Amerikalı yazar ve yayımcı Henry Holt tarafından "On the Cosmic Relations" adlı eserinde geçmiş ve Amerikalı ünlü parapsikolog J.B.Rhine tarafından da benzeri fenomenleri tanımlamakta kullanılmıştır.[2]

Telekinezi, düşünce gücü ile cisimleri oynatmaktır. Bu herkeste olan bir yetenektir. Ne bir mucize ne de bir efsane. Tek gereken inanmak!

Telekinezi yeteneği doğal bir yetenektir, fakat tek sorun bu beceriyi öğrenebilmektedir. Öncelikle olayın Düşünce-Beyin-Bilinç-İnanç dörtlüsünde bittiğini söyleyelim. Ayrıca bazı araştırmalar da beynin korteks bölümünde bu özellikle bağlantılı bölgeler keşfedildiğini de gözler önüne sermektedir.

Bazen bazı cisimler düşer. Biz kaydığını zannederiz veya korkarız. Ama bunun tek nedenin telekinezidir. Yani insanın o anda bilinçsizce çevreye saçtığı yeteneğidir.

Her şey, ne düşünebiliyorsak, gerçekleşebilir felsefesine dayanmaktadır.[3]

Kökenbilim

Telekinezi terimi Yunanca "uzak" anlamındaki "tele" sözcüğü ile "hareket" anlamındaki "kinesis" sözcüklerinden türetilmiş olup, metapsişikçilerce var olduğunu öne sürdükleri "fiziksel medyumluk yeteneğine sahip bir insan tarafından eşyaların el veya bilinen diğer araçların yardımı olmaksızın uzaktan hareket ettirilebilmesi paranormal olayı"nı adlandırmak üzere kullanılmaktadır. Parapsikologlar bu var sayılan olayı Psikokinezi kapsamında ele alırlar. Bir başka deyişle, telekinezi terimi daha çok metapsişikçiler tarafından kullanılmaktadır; parapsikologlar ise Psikokinezi terimini tercih ederler.[1]

Telekinezi Teorisi

Genelde telekinezi insanlar tarafından mucize ve az rastlanan bir yetenek olarak bilinir. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Bakın! Her yaşayan insan bir beyne sahiptir. Tüm beynimizi kullanmıyoruz ama herkes kendine uygun olanı bölümü kullanmaktadır. Mesela bazı insanlar sanattan, bazıları matematiksel bilimlerden, bazıları spordan, bazıları da danstan hoşlanır. Bu liste uzayıp gider. Tüm bu aktiviteler beyinde farklı yerleri kullanırlar. Düşünce gücü de bunlardan biridir. Hepimiz bunu kullanıyoruz ama dikkat çekmeyecek kadar az. Mesela bazılarımız bazı şeylerin önceden olacağını bilebiliyoruz veya ilk tanıştığımız bir insanın karakterini kendimizce yorumluyoruz. Yani iyi ya da kötü olduğunu hissedebiliyoruz. İşte bu özelliklerimizin tümü düşünce gücüyle ilgilidir. Tüm her şeyin arkasında yatan şey kendinize inanmamanızdır. Aynen bir çocuğun, Matematiği asla yapamam, çünkü çok zor! ya da bir insanın, Ben telekinezi yeteneğimle cisimleri oynatamam, çünkü böyle bir yeteneğim yok! demesi gibi. Şimdi bunu durdurun! Kendinize inanın! Gerisinin geldiğini göreceksiniz!

Telekineziye Giriş

Telekinezi çalışmalarına başlamadan önce yapmanız gereken şeyler var. Bunlar olayın temel taşları yani olmazsa olmazları.

1. Şüphe ve Endişe

TELEKİNEZİ GERÇEKTİR! İnsanlar bunu yaptı ve yapmaya devam da edecekler! Bu tüm insanların hayatları boyunca sahip oldukları bir hediye. Yani alıştırmalara başlamadan önce bunları kafanızın güzel bir köşesine yerleştirmeniz gerekiyor. Şunu da bilmenizi isterim şüphe sizle telekinezi başarınız arasında bir duvardır. Yani o duvarı tırmanın ve onu koşar adımlarla arkanızda bırakarak, uzaklaşın.

2. Mantık

Hepimizin de bildiği gibi teknolojinin ileri olduğu ve her şeyin bir mantığa bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bazı şeylerin mantık dışı olduğu bize yanlış da olsa öğretiliyor. Böyle büyüyoruz. Fakat şimdi arkanıza yaslanın ve telekinezi yeteneğiniz ile yaptıklarınızı düşünün yani mantığa nasıl karşı koyduğunuzu! Onu alt ettiğinizi!

3. Amaç

Neden Telekineziyi öğrenmek istiyorsunuz? Şunu söylemeliyim ki amaçlarınız ve nedenleriniz pozitif olmalı. Eğer insanlara zarar vermek, bu yeteneğinizden para kazanmak veya arkadaşlarınızın dikkatini çekmek içinse; bunlardan hemen uzaklaşın! Bunu ucuz bir amaç için denemeyin! Zihin egzersizi ve gerçek sanılanlarla meydan okumak için öğrenin!

4. Rahatlama ve Ortam

Başlamadan önce arkanıza yaslanın ve günün stresinden zor da olsa uzaklaşmaya çalışın. Pozitif moda geçin ve ortamda sizin dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi kaldırın.

Telekineziye Ayrılan Zaman

Bildiğimiz gibi insanlar biraz sabırsız. Fakat sabır bu olayda her şey! Bu yeteneği kazanma zamanı tüm insanlarda değişir. Bir hafta bu olay için çok ama çok kısa bir süredir. Fakat yeteneğinizi kazandığınızda, bu beklemeye değdiğini göreceksiniz! LÜTFEN DENEMEYİ BIRAKMAYIN!

Günde en az bir kere 30 dakikanızı Telekinezi egzersizlerine ayırın! Eğer çok meşgulseniz 15 dakikayı sağlıklı bir şekilde lütfen ayırın!

Size bahsedeceğim metotlardan birine en az bir hafta yoğunlaşın. Eğer yaramadığını düşünüyorsanız metot değiştirin. Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor.[3]

İnanç ve Hayâl - Dinî - Mistik Hayat ve Telekinezi

İnanç ile gündelik, sıradan hayatta alışkın olmadığımız pek çok şeyin gerçekleşebileceği inancı aslında oldukça kadim zamanlara kadar gitmektedir. Kadim dünyada kişinin inanç ve hayal dünyası ile fiziksel gerçeklik dünyasının, varlığın -birbirleriyle organik ilişki içinde olan- çeşitli katmanları olduğu kabul edilmekteydi, oysa bu anlayış Avrupa'daki felsefi ve bilimsel değişimler neticesinde önce ruh dünyasının yadsınması daha sonra da zihin ile madde arasına derin bir uçurum koyulmasıyla neredeyse kaybolmaya yüz tuttu. Ancak farklı dinlerin peygamberleri, veli ve azizleri inancın muhteşem gücü hakkında sözler, deyişler sunmuşlar ve inananlar veya en azından dindar kimseler de bunun gerçekliğinden asla şüphe etmemişlerdi. Örneğin İsa peygamber denizdeki kasırgayı istekleriyle durduramamalarını havarilerin yetersiz inancına bağlamış ve onları azarlamıştı. İslam tasavvufunda Muhyiddin Arabi hayalin yaratıcı gücü olduğunu apaçık bir şekilde belirtmiştir. Arabi insan-ı kâmil ile ilgili izahlarında onun bütün ruhani enerjisini yoğunlaştırarak (ki buna himmet adını vermektedir) herhangi bir nesneye tesir edebileceğini hatta mevcut olmayan bir nesneyi dahi varlığa büründürebileceğini ifade eder. Arabi'nin varlık görüşünde Varlık alemi beş katmandan oluşmaktadır. Hisler Alemi, Misâl Alemi (hayalin denk düştüğü alem budur), Ruhlar Alemi, Müteal Akıllar Alemi, Zat Alemi. Her insan kendi hayal aleminde bir şeyi var kılabilir ancak İnsan-ı Kâmil veya Arif hayalinde var olan şeyi himmeti yani ruhani gücüyle zihninin dışına yansıtabilir. Ancak arifin gerçekte mevcut olmayan bir şeyi varlığa büründürmesi ile Tanrı'nın bir şeye mevcudiyet vermesi arasındaki derin fark arifin varlık verdiği şeyin onun himmeti sürecinde mevcudiyetini koruması ve sonra kaybolmasıdır. Ayrıca arif himmet kuvvetinin kendisinin kuvveti değil sadece Tanrı'nın kuvveti ve onun Kaviyy isminin tecellisi olduğunu bilir ve bu marifeti onu kendi isteğiyle himmet gücünü kullanmaktan sakındırır.

Tibet Budizm'inde lamaların eğitimlerinde de benzeri şekilde hayaldeki bir varlığa his dünyasında gerçeklik kazandırılmaya çalışılır. Tibet'in o dönemde yabancıların girmesinin yasak olduğu Lhasa'ya giren ilk Batılı olan ve lamalar arasında bir süre kalarak çalışmalarını gözlemleyen Alexandra David-Neel de eserinde öğrencilerin inzivaya kapanıp Yidam'ını (koruyucu yarı-tanrı) günde bir öğün yedikleri yemek ve uyku haricinde hayal etmeye devam etmesi ve belirli mistik deyişlerin tekrarlamasıyla fiziksel dünyada varlık kazandırması ve hatta onun ayaklarına temas etmesi istenir. Yaratılan ve tulpa denilen bu varlıkların eğer onları meydana getiren kişinin belirli bir zihinsel ve ruhsal aydınlanma derecesine ulaşmamış olması durumunda tehlikeli olacağı uyarısını yapan Neel'in kendisi de belirli ayin ve konsantrasyonları uygulayarak bir Tulpa gerçekleştirdiğini söyler.[2]

Batı'da Ünlü Telekinetikler

Metalleri hareket ettirdiği bilinen en ünlü ilk batılı telekinetik Polonya doğumlu Stanislawa Tomczyk'dır. Stanislawa hipnotik haldeyken bazı küçük objeleri havaya kaldırabiliyordu (levitasyon). Stanislawa, 1910'da Varşova'da Fizik laboratuarında bir grup bilim adamının gözetimi altında telekinetik yeteneklerini sergilemiştir.

Bir diğer ünlü telekinetik Rus Nina Kulagina'dır. Kulagina filme de alınan gösterilerinde metal çubuklar, kibrit çöplerini dokunmaksızın hareket ettirebilmekteydi.

1970'li yıllarda bu tip olayları yapabildiğini iddia eden bazı insanlar ortaya çıkmıştı. En ünlüleri arasında Uri Geller de bulunan bu kişiler televizyon şovlarında ve bilim adamlarının laboratuarlarında bu tip yeteneklerini sergilediler.

Bazı bilim adamları ve James Randi gibi ünlü ve profesyonel bazı illüzyonistler bu tip yeteneklerin gerçekte bir hile ve el çabukluğundan başka bir şey olmadığını öne sürmüşlerdir. Randi ayrıca pek çok hileli yolun olduğunu iddia ettiği kaşık bükme gösterilerinden bazılarını da gerçekleştirmiştir.

2001 yılının Nisan ayında Arizona Üniversitesi psikoloji profesörü Gary Schwartz'ın yönetimi altında 60 kadar öğrenci zihin güçlerini kullanarak çatal ve karışları bükmeleri istenmiş ve denemelerde çeşitli derecelerde başarı sağlanmıştır.[2]

Kaşık Bükme

Kaşık bükme paranormal yollarla ve fiziksel güç kullanmaksızın veya normal koşullarda gereken fiziksel gücü kullanmaksızın nesnelerde deformasyon oluşturmaya verilen genel addır.[2]
Sahne Gösterisinde Kaşık Bükme

İllüzyonistlerin kaşık bükme gösterileri diğer illüzyon gösterilerinde olduğu gibi seyircinin dikkatinin başka yöne çevrilmesi sırasında el çabukluğu ile kaşığa ya da metale yapılan fiziksel müdahale ile veya önceden hazırlanan çeşitli tekniklerle gerçekleştirilir. James Randi illüzyonistlerin kaşık bükme numaralarından örneğin kaşığın en zayıf yerinden daha önce kırılma noktasına yakın bir dereceye kadar bükülmesi gibi çeşitli hilelerini televizyonda kamuya açıklamıştır.

"İnsanüstülük taslıyanların İçyüzü" adlı eserinde psişik ve doğaüstü kabul edilen bazı fenomenlerin arkasında yattığını iddia ettiği hileleri ortaya koymaya çalışan Metin And'a göre Geller'in 50 çeşit kaşık bükme numarası veya tekniği bulunmaktadır.[2]

Kullanılan Teknik ve Metodlar

Sahne gösterileri ve illüzyonistlerin kullandığı göz boyama yöntemlerinin dışında da kaşık veya herhangi bir metal veya cismin parapsikologların Psi denilen zihinsel veya ruhsal güçle etkilenebileceği öne sürülmektedir. Özellikle ABD'de telekinetik gücün kullanılması üzerine bazı kişiler eğitim ve grup çalışmaları düzenlemekte ve katılımcıların bu güçleri kullanarak kaşık veya çatal bükebilmeleri öğretilmektedir.

Houck Metodu

Bir başka kaşık bükme 1981 yılından bu yana mühendis Jack Houck tarafından yine onun tarafından düzenlenen "PK Partileri"nde tanıtılmaktadır. Bu partilerde misafirlere bedenlerinden geçen bir enerji akışının kaşığın belirli bir noktasına yöneltildiği hayal edilerek kaşığa bükülme emri verilmesiyle gerçekleştirilir. Daha sonra misafirler dikkatlerini başka bir yöne yönlendirerek kaşık ya da metali unuturlar. Metal bir süre sonra şaşırtıcı bir şekilde ellerinin küçük bir hareketiyle kolayca bükülmeye başlar. Houck ve takipçileri bunun psikokinetik bir fenomen olduğuna inanmakta ancak bazı kişiler bunun sadece gündelik tecrübenin dışında ve fakat sıradan bir fenomen olarak görmektedirler.
Uri Geller topluluk içinde metal bükerken

Houck'un metodunun anlatıldığı bir web sayfasında grup halindeki uygulamaların tek başına yapılanlardan daha hızlı sonuç verici olduğu belirtilmektedir. Katılımcılar bir araya geldikten sonra bir süre yeme içme vs. şeylerle vakit geçirirler daha sonra ortaya konulan metal eşyalardan herkes kendisine iyi hissettiren birini seçip alır ve daire şeklinde oturur, ışıkların gücü azaltılır ve müzik varsa kapatılır. Katılımcılar gözlerini kapatır. Katılımcılara kaşık veya çatalı baş ve işaret parmakları arasında tutmaları gevşeyip zihinlerini temizlemeleri, yavaş ve derinden nefes alıp vermeleri ve kendilerini en rahat, huzurlu hissedecekleri bir yerde -plaj, orman, göl kenarı vs.- bulunduklarını hayal etmeleri söylenir. Tüm sıkıntı ve dertlerden uzaklaşırlar, uykulu değil ancak tamamen gevşemişlerdir, huzurludurlar. Daha sonra katılımcılardan başlarının birkaç adım ötesinde altın bir enerji topunu hayal etmeleri istenir. Ondan yayılan sıcaklık ve enerjiyi hissetmeleri istenir. Bu enerji topundan sıcak bir ışın çıkıp katılımcıların alnına ulaştığını ve onların da bu sınırsız enerjiyi emdikleri hayal edilir. Enerjinin sıcaklığı alından omuz ve kollara yayılır. Güçlü ve canlı fakat yine huzurlu ve gevşemiş olan katılımcının kolunda hissettiği enerji oradan bilek ve eline akar ve dirseği ile eli arasında bu akış devam eder. Enerjinin sıcaklığının baş ve işaret parmağına geldiği ve oradan istenilen yere gidebileceği hayal edilir. Katılımcının üçe kadar sayıp gözlerini açması ve enerjinin elinde tuttuğu çatal ya da kaşığa akması için ona üç kez "Bükül" diye bağırması istenir.

Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir. Hatta dikkatin belirli bir düzeyde dağıtılması için herhangi bir konuda (kaşık bükmek değil) ateşli bir tartışmaya bile girilebilir veya tanıdığınız biriyle metal bükmek dışında bir konuda da konuşabilirsiniz. Konu üzerinde daha yoğun düşündükçe işlerin daha da zorlaştığını göreceksinizdir. Bu yüzden dikkatinizin başka bir yöne kayması gereklidir, daha sonra metali alıp istediğiniz bir noktadan kolayca bükebildiğinizi göreceksiniz. Ancak metalin kolaylıkla bükülebilecek noktaya gelişi birkaç dakika alabildiği gibi saatler de sürebilmektedir. Aynı sayfada deneylerini paylaşan katılımcı 18 katılımcıdan sadece ikisinin bükmeyi başaramadığını belirtmekte ancak başarısızlık karşısında yılmayıp denemelere devam edilmesini önermektedir.

Dikkat: Yukarıdaki metotta kaşık elle bükülür; ancak zihinle öylesine eriyik bir kıvama gelir ki bu çok rahatça yapılır.

Rick Tobin ve Ellie Crystal'in Metodu

Ellerinizi yıkayın ve çatal veya benzeri bir metal nesneyi elinize alın. Rahatça oturun, gevşeyin, gözlerinizi kapayın zihninizi her türlü düşünce ve duygudan arındırın. Daha sonra parmak uçlarınızla nesnenin yüzeyini yavaşça ovalayın ve yüzeyin size ne hissettirdiği üzerine yoğunlaşın. Metaldeki moleküler enerji akışını hissetmeye çalışın ve nesnenin büküldüğünü hayal edin ve asla güç uygulamayın.

Hipnotik Telkin

Bu yöntemde kişi hipnotik trans haline sokulur ve gerekli telkinlerle psişik gücünü tam olarak kullanabileceği, kaşığın kendi isteğiyle büküleceği telkini verilir ve bu duruma tam bir inanç duyması sağlanır. Bu yöntemle de eğer kişiye yapılan telkin güçlüyse ve bilinçaltı kısıtlamaları tam olarak kaldırılabilmişse kaşık bükülecektir.

Kaynaklar

[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikokinezi
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaşık_bükme
[3] www.dahasivar.com/garip-ve-korkunc-olaylar/telekinezi(dusunce-gucuyle-nesne-ucurma-hareket-ettirme)/?wap

Aktif Zihin Gücü (Psikokinezi)



Aktif Zihin Gücü (Psikokinezi)

Kısaca PK denilen ve ‘psişe-hareket’ anlamına gelen Psikokinezi sözcüğü, organik ya da inorganik maddenin zihin gücüyle etkilenmesine denir. Daha çok zihnin maddeye hakimiyeti olarak bilinen bu Paranormal olgunun çeşitli tezahürleri vardır. Telekinezi (uzaktan hareket), kriptokinezi (gizli hareket), telerji (uzaktan eylem) bu tezahürlerdendir.

Ünlü medyumlardan Uri Geller, ‘Öyküm’ adlı kitabında dünyaca tanınmış bilim adamı ve roket uzmanı Dr. Wernher von Braun’a Psikokinezi yeteneğini nasıl kanıtladığını şöyle anlatmaktadır: “Dr. Braun’dan altın nikah yüzüğünü çıkarıp avucunda tutmasını rica ettim. Eline ya da yüzüğe değmemeye dikkat ederek elimi elinin yanına koydum. Yüzük birden bükülerek oval bir şekil aldı. Dr. Braun yeteneğim konusunda kuşku duyduğunu ama bükülme olayı meydana geldiğinde şaşırdığını kabul etti. Daha sonra bir gazeteciye şöyle dedi: “Geller hiç dokunmadan avucumda duran nikah yüzüğümü büktü. Bunu nasıl yaptığını bilmiyorum, hiçbir bilimsel açıklama yapamam. Bütün bildiğim şu ki, yüzüğüm önce daire şeklindeydi, şimdi ise oval.”

Bilim adamları, Sovyetlerin ünlü PK medyumu Bn. Mikhailova'nın iki metre ötesinde duran bir cam akvaryumun içindeki tuzlu eriyiğe bir çiğ yumurta kırmışlardı. Bn. Mikhailova konsantre olarak kameraların ve tanıkların gözleri önünde yumurtanın akını sarısından ayırmış, sonra tekrar bir araya getirmişti. Sovyet bilim adamları bu deneyi filme aldılar.

Vadim Marin, bir Sovyet gazetesinde yayımlanan ‘Psi Fenomeni’ adlı yazısında tanık olduğu bir Bn. Mikhailova olayını şöyle anlatıyor: “Bn. Mikhailova yemek masasında oturuyordu. Masanın üzerinde biraz ötede bir ekmek parçası vardı. Mikhailova konsantre olarak bakışlarını ekmek parçasına yöneltti. İki dakika sonra ekmek parçası hareket etmeye başladı, kesik kesik hareketlerle ilerliyordu. Masanın kenarına yaklaştığında daha hızlı yol almaya başladı. Mikhailova başını eğerek ağzını açtı, ekmek sıçradı ve ağzına girdi. Rüya görmediğimden ya da hipnotize edilmediğimden emindim, çünkü olay filme alınıyordu.”

Çek bilim adamı Dr. Zdenek Rewdak, 1968 yılında Moskova’da katıldığı bir parapsikoloji konferansında şöyle diyordu: “Bir cam kavanozun içini sigara dumanıyla doldurduk ve kavanozu baş aşağı çevirerek Bn. Mikhailova'nın önüne koyduk. Mikhailova belirli bir uzaklıktan konsantre olarak sanki katı bir cisimmiş gibi sigara dumanını ortadan ikiye böldü.”

Bir PK deneyi sırasında bir terazinin her iki kefesine de 30 gramlık iki eşit ağırlık konmuştu. Bn. Mikhailova bu kefelerden birini 6-8 saniye süreyle aşağı doğru bastırmayı başardı. Sonra yukarda kalan kefeye 10 gramlık bir ağırlık daha eklendi, fakat terazinin durumunda bir değişiklik olmadı. Mikhailova konsantrasyondan çıkar çıkmaz ağır kefe hemen aşağı indi.

Leningrad’da yürütülen bilimsel bir deneyde Bn. Mikhailova bir kurbağanın kalp atışlarını etkileyerek daha hızlı ya da daha yavaş atmasını sağlamıştı. Bir başka sefer de kuşkucu bir bilim adamının kalp atışlarını hızlandırmıştı. Kalp atışları o denli hızlanmıştı ki adam yere düşüp bayıldı. Bilim adamı bu olaydan sonra Mikhailova'nın olağanüstü güçlere sahip olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Prof. Riccardo Salvadori’nin anlattığına göre, Atina Üniversitesinin fizik laboratuarında ünlü Yunanlı araştırmacı Prof. Tanagras ile üç meslektaşının gözlemledikleri bir deney sırasında Yunanlı Bn. Clio Georgiou bir pusulanın iğnesini saptırmıştı. Bir süre sonra bu yeteneğini Floransa Üniversitesinin antropologlarından Lidio Cipriani ile Prof. Tanagras’ın huzurunda tekrar gözler önüne serdi. İlk deney sırasında iğneyi istediği zaman oynatıp istediği zaman durduruyordu. İkinci deneyde ise iğneyi ekseni etrafında döndürmüştü. Gün ışığında yapılan bu deneylerde pusula iki ayrı cam kutu içinde korunuyordu, herhangi bir sahtekarlık söz konusu değildi.

Harry Price’ın kendi laboratuarında medyum Stella ile yürüttüğü deneylerde odada sık sık ısı değişiklikleri meydana gelmişti, genellikle oda anormal şekilde soğuyordu. Price çevreye termometreler yerleştirip ara sıra bunların fotoğrafını çekerek bu fenomenin bir kuruntu olmadığını, ısının celseler sırasında esrarengiz şekilde düştüğünü ortaya koydu. Isı değişimleri bazen 10 derecenin üzerinde oluyordu.

Belfast’taki Queens Üniversitesinde psikolog olan John Beloff, mikroskobik partiküllerin makroskobik partiküllerden çok daha kolay etkilenmesi gerektiğini düşünmüş, ‘doğanın zarları’ dediği atom altı partikülleri kullanmayı düşünmüştü. R. Chauvin ve J.P. Genthon adlı iki Fransız bilim adamı Beloff’un bu düşüncesinden hareketle radyoaktif kaynak olarak uranyum nitratı seçtiler. Partiküllerin yayımlanma hızını ölçmek için bir Geiger cihazı kullandılar. Süjeleri deneye ilgi duyan iki öğrenciydi. Görevleri cihazın vereceği sinyalleri hızlandırmak ya da yavaşlatmaktı. Sonuç başarılıydı, öğrenciler cihazı etkilemişlerdi. Araştırmanın sonuçları Beloff’un haklı olduğunu ortaya koydu. Psikokinezi gücünden atom altı düzeyde etkili sonuçlar alınıyordu. Bu çok önemli bir buluştu, atom altı partiküllerin öyle katı cisimler olmayıp elektromanyetik alanlardan oluştukları biliniyordu, bu elektromanyetik alanı yine bir elektromanyetik alan etkileyebilirdi. Böylece Psikokinezi gücünün bir elektromanyetik alan fenomeni olduğu ortaya çıktı.

İngiliz fizikçisi Benson Herbert, Bn Mikhailova'yla yaptığı deneyleri tamamladıktan sonra medyumun PK gücünü bir de kendi üzerinde denemek istemişti. Mikhailova kendi derisinde veya bir başkasının derisinde yanıklar oluşturabiliyor, sonra da bunları yok ediyordu. Herbert daha önce bunu denemiş ve aşırı bir sıcaklık hissetmişti. Mikhailova'ya kolunu uzatarak bu sefer ne kadar acı duyarsa duysun deneyi kesmemesini rica etti. Medyum Herbert'in kolunu tuttu ve konsantre oldu. Bir süre sonra Herbert şiddetli bir ağrı duydu, dişlerini sıkarak serbest kalan eliyle alnına vurdu, çok acı çektiği belliydi, beş dakika sonra da kendinden geçti, Mikhailova deneyi kesmek zorunda kaldı.

Bn. Mikhailova Psikokinezi yeteneği hakkında Benson Herbert'e şöyle demiştir: “Bir objeyi ne zaman harekete geçireceğimi anlarım. Obje harekete geçmeden önce karıncalanma hissine benzer güçlü bir enerji belkemiğimden beyin tabanıma doğru yükselmeye başlar, görme gücüm etkilenir, tansiyonum yükselir. Bir grup kibrit arasından hangi kibritin hareket edeceğine ve hangi yöne gideceğine karar verebilirim. Bu kibritleri sanki patlıyormuş gibi merkezi bir noktadan dışa doğru dağıtabilirim. Deney yaptığım sırada hava serin olmalıdır. Özel herhangi bir rejim uygulamam, ama ne sigara ne de içki kullanırım. Ağır bir yemekten sonra deney yapmaya kalkışmam. Bir deneyle öteki arasında en az 5 dakika dinlenme ihtiyacı duyarım, aksi takdirde tansiyonum yükselir. Karanlıkta daha iyi çalışırım, şüpheci kişilerin bulunduğu ortamlarda çalışmam zorlaşır.”

Sovyet bilim adamı Dr. Sergeyev, şaşırtıcı bir keşif yapmıştır. Kendi geliştirdiği özel bir alan dedektörünü klinik olarak ölmüş birinin cesedinin yakınına yerleştirmiş ve dedektörün faaliyete geçtiğini görmüştür. Cansız bedenin 3,5 metre kadar ötesinde nabız gibi atan elektromanyetik bir güç alanı oluştuğunu tespit eden Sergeyev, ölü bedenlerin de enerji yaydıklarını ileri sürmektedir. Bu keşif, ünlü medyum Eileen Garrett'in henüz ölmüş kişilerin bedenlerinden çıkarken gördüğü ‘enerji sarmallarını’ akla getirmektedir. Acaba Sergeyev dedektörüyle aynı fenomeni mi tespit etmişti? İşin ilginç yanı Sergeyev'in dedektör kayıtlarının, Bn. Mikhailova'nın PK (Psikokinezi) çalışmaları sırasında yapılan dedektör kayıtlarına benzemesiydi.

Ünlü Rus bilim adamı Dr. Victor Adamenko, aynı zamanda çocuk psikologu olan Alla Vinogradova adlı PK medyumuyla başarılı deneyler yapmıştır. 1973 yılında Moskova’da Bn. Vinogradova'nın yeteneğine tanık olan batılı bilim adamı Dr. Stanley Krippner gözlemlerini şöyle anlatmaktadır: “Vinogradova bir iskemleye oturdu. David Hammond'la birlikte kendisini izliyorduk. Dr. Adamenko plastik masanın üzerine metal bir puro tüpü yerleştirdi. Vinogradova sağ elini tüpün yanına koyunca tüp hareket etmeye başladı. Masanın öteki ucuna ulaştığında elini bu kez öbür yanına koyunca tüp geri döndü. Adamenko daha sonra tüpü alıp yerine daha ağır bir tüp yerleştirdi. Vinogradova bu tüpü eline alarak birkaç kez sıvazladıktan sonra masaya bıraktı, tüp birden sıçrayarak kesik kesik hareketler yapmaya başladı. Sonra masaya bir pingpong topu kondu, Vinogradova elini 10 cm. kadar topun üzerinde tutarak çevirdi, top medyumun el hareketlerine uyarak dönmeye başladı. Daha sonra yuvarlak bir film kutusunu da bir aşağı bir yukarı hareket ettirdi. En sonunda masaya iki ayrı tüp kondu, Vinogradova ellerini her iki tüpün üzerinde tutarken Adamenko tüplerden birini işaret etti. Medyum ufak bir el hareketiyle işaret edilen tüpü masada yuvarlamaya başladı. Psikokinezide iradenin de rol oynadığını bu son deneyle anlamış olduk, medyum istediği objeyi harekete geçirebiliyordu. Bn. Vinogradova deneye son verdikten sonra istersem benim de aynı şeyi yapabileceğimi söyledi. Masaya yaklaştım ve onun el hareketlerini taklit ederek tüpü 15 cm kadar yuvarlamayı başardım.” Dr. Krippner yaptığı gösteriden sonra sağ elinde bir karıncalanma hissetmiş ve bu his iki saat kadar sürmüştü.

Dr. Adamenko, PK fenomeniyle ilgili enerji alanlarını ölçmek için çeşitli cihazlar kullanmaktadır. Bir flüoresan lambasını Bn.Vinogradova'nın çevresine yerleştirerek elektro statik alanın varlığını tespit edebilmektedir. Bu alanın şiddeti bazen 10.000 volt/cm'ye kadar ulaşmaktadır. Adamenko kendi buluşu olan ‘biyometre’ cihazıyla hem bedendeki akupunktur noktalarını, hem de bu noktalar kanalıyla iletilen elektrik akımının gücünü tespit etmiştir. PK araştırmalarında Kirlian fotoğrafçılığını da kullanmıştır. Batı dünyasında da yayınlanan bu fotoğraflar, normal dinlenme anında ve PK çalışması sırasında Bn.Vinogradova'nın parmağından çıkan enerji desenlerini göstermektedir. PK çalışması sırasında ışınlar daha yoğun ve daha az dağınık haldedir. Normal olarak görülen mavi yeşil ışınlara ilaveten kırmızı lekeler de vardır. Adamenko bu sonuçların, PK çalışmasının başarılı olması için gerekli psişik konsantrasyon ve dikkatin odaklanması olgularını gözler önüne serdiğini söylemektedir.[1]

Kaynaklar

[1] http://altnabilgileri.blogspot.com

Geller Etkisi (The Geller Effect)



Geller Etkisi (The Geller Effect)

Geller etkisi, kişinin metal nesneleri dokunarak veya dokunmadan paranormal olarak eğip bükmesi ve saatleri dokunmaksızın paranormal olarak durdurması veya hızlı çalıştırması fenomenine ve bu tür olaylarda söz konusu olan etkiye parapsikoloji'de verilen addır. Kontrollü bilimsel deneylerle ispatlanmamıştır, dolayısıyla bilimsel gerçekliği yoktur.

Terim, bu tür sözde paranormal fenomenler oluşturmada eşine pek rastlanmamış bir yeteneğe sahip olmasından dolayı İsrailli Uri Geller'in adına ithâfen ortaya atılmıştır.

Uri Geller'in önceleri paranormal olarak adlandırılmış, ancak artık birer illüzyondan ibaret olduğu anlaşılan bu yeteneğini ortaya koyduğu gösteriler, önce Cambridge Üniversitesi uzmanları ve Dr. Andrija Puharich tarafından, daha sonra Londra'daki Birbeck Koleji Fizik Bölümü'nde, Prof. John Hasted, Prof. David Bohm ve Prof. John Taylor tarafından incelenmiştir. Geller, bu incelemelerin hiçbirinde yeterli derecede kontrol uygulanmasına izin vermemiştir. Uri Geller’in yeteneklerini en fazla incelemiş olan araştırmacı, nörolog ve tıbbi aygıtlar uzmanı olan Dr. Andrija Puharich'tir.

Andrija Puharich, incelemeleri sonunda Geller etkisi denilen bu güce ilişkin şu iddialara varmıştır:

    1. Bu güç, madde ile etkileşir.
    2. Bu güç, zihin tarafından yönlendirilebilir ve değiştirilebilir.
    3. Bu güç, kuantumla ilgilidir.
    4. Bu güç, zihne bilgi kaydedebilir.

Geller'in psişik yeteneğini göstermek üzere çeşitli ülkelerde çeşitli televizyon kanallarına çağrılması, konunun popüler olmasını sağlamıştır.[1]

James Randi Davası

Kendisi de eski bir illüzyonist olan James Randi, Uri Geller'in telekinezi, kaşık bükme ve benzeri şovlarını kendi de tekrarlayıp, nasıl yapıldığını açıkça göstererek Geller'in doğaüstü güçlerinin gerçekte illüzyon ve aldatmacalar olduğunu ortaya koymuş, Geller için "şarlatan" tanımlamasını kullanmıştır. Bu söz üzerine Uri Geller, James Randi'ye karşı tazminat davası açtı. 9 Aralık 1994'te sonuçlanan davayı James Randi kazandı. Mahkeme masrafları, Uri Geller tarafından ödendi.[1]

İngilizce Makaleler

    1. www.urigeller.com/geller-effect/tge0.htm
    2. www.urigeller.com/books/geller-papers/g24a.htm
    3. www.experiencefestival.com/geller_effect

Kaynaklar

[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Geller_etkisi

Hydrokinesis - Hidrokinezi (Beyin Gücü ile Suya Etki Etmek)

Hydrokinesis - Hidrokinezi (Beyin Gücü ile Suya Etki Etmek)

Sıvı durumdaki bir maddenin moleküllerine nüfuz etme yeteneğidir. Pyrokinezinin aksine burada su oluşturmaktan bahsedemeyiz. Varolan su kütlesinin biçimini değiştirmek yani manipule etmek esas amaçtır. Başlangıç itibariyle geliştirme teknikleri telekineziye benzeyebilir. örnek verecek olursak, bir su kütlesinin ortasındaki mantar tıpayı hareket ettirmek. Fakat dikkat edin, mantara odaklanmak değil, suya etki ederek mantarı oynatmak. Tıpkı girdaba yakalanan bir geminin sürekli dönmesi gibi.

burada "Bu zaten suya telekinezi uygulamak değil midir?" diyebilirsiniz. Evet aslında olabilir. fakat suyla gerçek bir bağlantı kurmlısınız, sadece maddeye yönelik bir fizik değil elemetin kendisiyle bir olmalısınız. Eğer gerçek yeteneğiniz suysa zaten egzersiz sıklığınıza göre, kısa bir sürede ilerleme kaydedebileceksiniz. Su hariç bir şey düşünmeden meditasyon yapın, yoğunlaşın. bütünüyle suyla kaplandığınızı, gerektiğinde suyun derinliklerinize daldığınızı hissedin. Su olun.

Egzersizler İçin

İçi su dolu orta ya da büyük boy camdan bir kase alın. Camdan, çünkü suyun tamamını görebilirsiniz. Mantar tıpa gibi su üstünde kolayca yüzebilen bir nesneyi üzerine yerleştirin. (Telekinezi alıştırmalarında önerilen iki ucuna kibrit çöpü batırılmış iğne gibi)

Şimdi sıra geldi işin en çok pratik ve imajinasyon isteyen bölümüne: Kasenizin karşısında gözlerinizi kapayın. Suyun enerjisini, serinliğini, titreşimlerini hissedin. Onun enerjisiyle kendinizinkini birleştirin. Zihninizde, suyla kurduğunuz enerji bağını hayal edin. Suyun sesini zihninizde duyun, zerafetini hissedin. Bu düşüncelerinizi zihninize kopyalayın ve suyla bir olun. Kendinizi hazır hissettiğiniz zaman gözleriniz açın. Fakat suyla kurduğunuz bağlantıyı kaybetmeyin. O senin bir parçan ve sen de onun. Enerjiyi, zihninizde tutun. Su hareketlenecektir... Ve şimdi, Sudan bir parçasın.. Ona istediğin emri verebilirsin. Kasenin içinde bir girdap oluşturduğunu hayal et. Gittikçe büyüyor ve sürekli hız kazanıyor. İşte o sensin... Bunu yapmayı başardığını hissettiğin ana kadar yapmaya devam et... Sabırlı ol, ilk bir kaç denemede olmuyorsa, ki olmaması muhetemeldir, daha çok egzersiz yap.
Ve sonra zihnini dinlendir.

Kaşık Bükme

Kaşık Bükme

Kaşık bükme, paranormal yollarla ve fiziksel güç kullanmaksızın veya normal koşullarda gereken fiziksel gücü kullanmaksızın nesnelerde deformasyon oluşturmaya verilen genel addır.

Telekinezi / Psikokinezi

Kaşık veya diğer metallerde deformasyon oluşturma telekinezi veya Psikokinezi de denilen herhangi bir cismi uzaktan hareket ettirme veya çok az uygulanan bir temas gücüyle etkide bulunmaya verilen addır. Bu fenomenle ilgilenen parapsikologlar ve amatör ilgililer tarihte geçtiğine inanılan olağanüstü öyküler veya mucizelerin bir telekinezi biçimi olduğuna inanmaktadırlar. Ancak fenomene "Telekinesis" adının verilmesi çok yeni bir tarihe rastlar. Tabir Alman-Rus psişik araştırmacı Alexander N. Aksakof tarafından 1890'da kullanılmıştır. Psikokinesis tabiri ise 1914 yılında Amerikalı yazar ve yayımcı Henry Holt tarafından "On the Cosmic Relations" adlı eserinde geçmiş ve Amerikalı ünlü parapsikolog J.B.Rhine tarafından da benzeri fenomenleri tanımlamakta kullanılmıştır.

Batı'da Ünlü Telekinetikler

Metalleri hareket ettirdiği bilinen en ünlü ilk batılı telekinetik Polonya doğumlu Stanislawa Tomczyk'tır. Stanislawa hiptonik haldeyken bazı küçük objeleri havaya kaldırabiliyordu (levitasyon). Stanislawa, 1910'da Warsaw'da Fizik laboratuarında bir grup bilim adamının gözetimi altında telekinetik yeteneklerini sergilemiştir.

Bir diğer ünlü telekinetik Rus Nina Kulagina'dır. Kulagina filme de alınan gösterilerinde metal çubuklar, kibrit çöplerini dokunmaksızın hareket ettirebilmekteydi.

1970'li yıllarda bu tip olayları yapabildiğini iddia eden bazı insanlar ortaya çıkmıştı. En ünlüleri arasında Uri Geller de bulunan bu kişiler televizyon şovlarında ve bilim adamlarının laboratuarlarında bu tip yeteneklerini sergilediler.

Bazı bilim adamları ve James Randi gibi ünlü ve profesyonel bazı illüzyonistler bu tip yeteneklerin gerçekte bir hile ve el çabukluğundan başka bir şey olmadığını öne sürmüşlerdir. Randi ayrıca pek çok hileli yolun olduğunu iddia ettiği kaşık bükme gösterilerinden bazılarını da gerçekleştirmiştir.

2001 yılının Nisan ayında Arizona Üniversitesi psikoloji profesörü Gary Schwartz'ın yönetimi altında 60 kadar öğrenci zihin güçlerini kullanarak çatal ve karışları bükmeleri istenmiş ve denemelerde çeşitli derecelerde başarı sağlanmıştır.

Sahne Gösterisinde Kaşık Bükme

İllüzyonistlerin kaşık bükme gösterileri diğer illüzyon gösterilerinde olduğu gibi seyircinin dikkatinin başka yöne çevrilmesi sırasında el çabukluğu ile kaşığa ya da metale yapılan fiziksel müdahale ile veya önceden hazırlanan çeşitli tekniklerle gerçekleştirilir. James Randi illüzyonistlerin kaşık bükme numaralarından örneğin kaşığın en zayıf yerinden daha önce kırılma noktasına yakın bir dereceye kadar bükülmesi gibi çeşitli hilelerini televizyonda kamuya açıklamıştır.

"İnsanüstülük taslıyanların İçyüzü" adlı eserinde psişik ve doğaüstü kabul edilen bazı fenomenlerin arkasında yattığını iddia ettiği hileleri ortaya koymaya çalışan Metin And'a göre Geller'in 50 çeşit kaşık bükme numarası veya tekniği bulunmaktadır.

Kullanılan Teknik ve Metodlar

Sahne gösterileri ve illüzyonistlerin kullandığı göz boyama yöntemlerinin dışında da kaşık veya herhangi bir metal veya cismin parapsikologların Psi denilen zihinsel veya ruhsal güçle etkilenebileceği öne sürülmektedir. Özellikle ABD'de telekinetik gücün kullanılması üzerine bazı kişiler eğitim ve grup çalışmaları düzenlemekte ve katılımcıların bu güçleri kullanarak kaşık veya çatal bükebilmeleri öğretilmektedir.

Houck Metodu

Bir başka kaşık bükme 1981 yılından bu yana mühendis Jack Houck tarafından yine onun tarafından düzenlenen "PK Partileri"nde tanıtılmaktadır. Bu partilerde misafirlere bedenlerinden geçen bir enerji akışının kaşığın belirli bir noktasına yöneltildiği hayal edilerek kaşığa bükülme emri verilmesiyle gerçekleştirilir. Daha sonra misafirler dikkatlerini başka bir yöne yönlendirerek kaşık ya da metali unuturlar. Metal bir süre sonra şaşırtıcı bir şekilde ellerinin küçük bir hareketiyle kolayca bükülmeye başlar. Houck ve takipçileri bunun psikokinetik bir fenomen olduğuna inanmakta ancak bazı kişiler bunun sadece gündelik tecrübenin dışında ve fakat sıradan bir fenomen olarak görmektedirler.

Houck'un metodunun anlatıldığı bir web sayfasında grup halindeki uygulamaların tek başına yapılanlardan daha hızlı sonuç verici olduğu belirtilmektedir. Katılımcılar bir araya geldikten sonra bir süre yeme içme vs. şeylerle vakit geçirirler daha sonra ortaya konulan metal eşyalardan herkes kendisine iyi hissettiren birini seçip alır ve daire şeklinde oturur, ışıkların gücü azaltılır ve müzik varsa kapatılır.

Katılımcılar gözlerini kapatır. Katılımcılara kaşık veya çatalı baş ve işaret parmakları arasında tutmaları gevşeyip zihinlerini temizlemeleri, yavaş ve derinden nefes alıp vermeleri ve kendilerini en rahat, huzurlu hissedecekleri bir yerde -plaj, orman, göl kenarı vs.- bulunduklarını hayal etmeleri söylenir. Tüm sıkıntı ve dertlerden uzaklaşırlar, uykulu değil ancak tamamen gevşemişlerdir, huzurludurlar.

Daha sonra katılımcılardan başlarının birkaç adım ötesinde altın bir enerji topunu hayal etmeleri istenir. Ondan yayılan sıcaklık ve enerjiyi hissetmeleri istenir. Bu enerji topundan sıcak bir ışın çıkıp katılımcıların alnına ulaştığını ve onların da bu sınırsız enerjiyi emdikleri hayal edilir. Enerjinin sıcaklığı alından omuz ve kollara yayılır. Güçlü ve canlı fakat yine huzurlu ve gevşemiş olan katılımcının kolunda hissettiği enerji oradan bilek ve eline akar ve dirseği ile eli arasında bu akış devam eder. Enerjinin sıcaklığının baş ve işaret parmağına geldiği ve oradan istenilen yere gidebileceği hayal edilir. Katılımcının üçe kadar sayıp gözlerini açması ve enerjinin elinde tuttuğu çatal ya da kaşığa akması için ona üç kez "Bükül" diye bağırması istenir.

Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir. Hatta dikkatin belirli bir düzeyde dağıtılması için herhangi bir konuda (kaşık bükmek değil) ateşli bir tartışmaya bile girilebilir veya tanıdığınız biriyle metal bükmek dışında bir konuda da konuşabilirsiniz. Konu üzerinde daha yoğun düşündükte işlerin daha da zorlaştığını göreceksinizdir. Bu yüzden dikkatinizin başka bir yöne kayması gereklidir. daha sonra metali alıp istediğiniz bir noktadan kolayca bükebildiğinizi göreceksiniz. Ancak metalin kolaylıkla bükülebilecek noktaya gelişi birkaç dakika alabildiği gibi saatler de sürebilmektedir.

Aynı sayfada deneylerini paylaşan katılımcı 18 katılımcıdan sadece ikisinin bükmeyi başaramadığını belirtmekte ancak başarısızlık karşısında yılmayıp denemelere devam edilmesini önermektedir.

Dikkat: Yukarıdaki metotta kaşık elle bükülür ancak zihinle öylesine eriyik bir kıvama gelir ki bu çok rahatça yapılır.

Rick Tobin ve Ellie Crystal'in Metodu

Ellerinizi yıkayın ve çatal veya benzeri bir metal nesneyi elinize alın. Rahatça oturun, gevşeyin, gözlerinizi kapayım zihninizi her türlü düşünce ve duygudan arındırın. Daha sonra parmak uçlarınızla nesnenin yüzeyini yavaşça ovalayın ve yüzeyin size ne hissettirdiği üzerine yoğunlaşın. Metaldeki moleküler enerji akışını hissetmeye çalışın ve nesnenin büküldüğünü hayal edin ve asla güç uygulamayın.

Hipnotik Telkin

Bu yöntemde kişi hipnotik trans haline sokulur ve gerekli telkinlerle psişik gücünü tam olarak kullanabileceği, kaşığın kendi isteğiyle büküleceği telkini verilir ve bu duruma tam bir inanç duyması sağlanır. Bu yöntemle de eğer kişiye yapılan telkin güçlüyse ve bilinçaltı kısıtlamaları tam olarak kaldırılabilmişse kaşık bükülecektir.

Sinemada Telekinezi

Bilim Kurgu sinemasında çığır açan bir film olarak görülen 1999 yapımı Matriks'te Neo bir oğlan çocuğunun güç kullanmaksızın bir kaşığı büktüğünü izler. Çocuk Neo'ya kaşığı bükmenin imkansız olduğunu ancak algısını "büküp" dünyada geri kalan diğer her şey gibi kaşığın da gerçekte olmadığını kavraması gerektiği söyler.

İnanç ve Hayal- Dini-Mistik Hayat ve Telekinezi

İnanç ile gündelik, sıradan hayatta alışkın olmadığımız pek çok şeyin gerçekleşebileceği inancı aslında oldukça kadim zamanlara kadar gitmektedir. Kadim dünyada kişinin inanç ve hayal dünyası ile fiziksel gerçeklik dünyasının varlığın birbirleriyle organik ilişki içinde olan çeşitli katmanları olduğu kabul edilmekteydi oysa bu anlayış Avrupa'daki felsefi ve bilimsel değişimler neticesinde önce Ruh dünyasının yadsınması daha sonra da Zihin ile Madde arasında derin bir uçurum koyulmasıyla neredeyse kaybolmaya yüz tuttu. Ancak farklı dinlerin peygamberleri, veli ve azizleri inancın muhteşem gücü hakkında sözler, deyişler sunmuşlar ve inananlar veya en azından dindar kimseler de bunun gerçekliğinden asla şüphe etmemişlerdi. Örneğin İsa peygamber denizdeki kasırgayı istekleriyle durduramamalarını havarilerin yetersiz inancına bağlamış ve onları azarlamıştı. İslam tasavvufunda Muhyiddin Arabi hayalin yaratıcı gücü olduğunu apaçık bir şekilde belirtmiştir. Arabi insan-ı kâmil ile ilgili izahlarında onun bütün ruhani enerjisini yoğunlaştırarak (ki buna himmet adını vermektedir) herhangi bir nesneye tesir edebileceğini hatta mevcut olmayan bir nesneyi dahi varlığa büründürebileceğini ifade eder. Arabi'nin varlık görüşünde Varlık alemi beş katmandan oluşmaktadır. Hisler Alemi, Misâl Alemi (hayalin denk düştüğü alem budur), Ruhlar Alemi, Müteal Akıllar Alemi, Zat Alemi. Her insan kendi hayal aleminde bir şeyi var kılabilir ancak İnsan-ı Kâmil veya Arif hayalinde var olan şeyi himmeti yani ruhani gücüyle zihninin dışına yansıtabilir. Ancak arifin gerçekte mevcut olmayan bir şeyi varlığa büründürmesi ile Tanrı'nın bir şeye mevcudiyet vermesi arasındaki derin fark arifin varlık verdiği şeyin onun himmeti sürecinde mevcudiyetini koruması ve sonra kaybolmasıdır. Ayrıca arif himmet kuvvetinin kendisinin kuvveti değil sadece Tanrı'nın kuvveti ve onun Kaviyy isminin tecellisi olduğunu bilir ve bu marifeti onu kendi isteğiyle himmet gücünü kullanmaktan sakındırır.

Tibet Budizm'inde lamaların eğitimlerinde de benzeri şekilde hayaldeki bir varlığa his dünyasında gerçeklik kazandırılmaya çalışılır. Tibet'in o dönemde yabancıların girmesinin yasak olduğu Lhasa'ya giren ilk Batılı olan ve lamalar arasında bir süre kalarak çalışmalarını gözlemleyen Alexandra David-Neel de eserinde öğrencilerin inzivaya kapanıp Yidam'ını (koruyucu yarı-tanrı) günde bir öğün yedikler yemek ve uyku haricinde hayal etmeye devam etmesi ve belirli mistik deyişlerin tekrarlamasıyla fiziksel dünyada varlık kazandırması ve hatta onun ayaklarına temas etmesi istenir. Yaratılan ve tulpa denilen bu varlıkların eğer onları meydana getiren kişinin belirli bir zihinsel ve ruhsal aydınlanma derecesine ulaşmamış olması durumunda tehlikeli olacağı uyarısını yapan Neel'in kendisi de belirli ayin ve konsantrasyonları uygulayarak bir Tulpa gerçekleştirdiği söyler.[1]

Kaynaklar

[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaşık_bükme

Telekinezi Teknikleri



Telekinezi Teknikleri #1

Bu dokümanda bulunan yazıları burada tartışmayacağım çünkü neredeyse hepsi denendi ve doğrudur. Genelde Ortalıkta bir çok yanlış bilgi dolanıyor yada insanlar sadece Teknik bilgi vererek olayı kapatıyor, kendi deneyimlerime dayanarak size kısa da olsa nasıl Telekineziye başlayabileceğinizi anlatayım.

HAZIRLIK

Genel olarak ilk başlayanların elleri ıslak olmamalı, ıslak eller daha profesyonellerde işe yarıyor, hatta bir de aynayı 1 metre uzaktan tamamen buhulama olayı var ama onu sonra açalım. Ellerinizin kurumasını bekleyin, yada ellerinizi fön makinesiyle ILIKTA kurutun. eğer Fazla sıcakta yaparsanız elleriniz kuru gibi hissedilecektir.

Telekinezinin baskın olacağı durumlar;

    1. Uykudan yeni kalktıktan yaklaşık 20 dakika sonra (beyniniz boşalmış olur ve uyku sersemliğinden sonra gelen o hafif mide bulantılı garip ağrılar işe yarar.
    2. Sakin olduğunuz anlar(genelde herkes bilir zaten)
    3. Vicdan azabı, derin düşünceler vs. olmadığı zamanlar...
    5. Hayal Gücünüzün Baskın Bulunduğu anlar vs.

Eğer Yapamıyorsanız Ne Yapmalı?

Telekinezi öyle bir şey ki bir kere bile şüpheye düştüğünüzde tıkanıp kalabilirsiniz.bazen öyle zamanlarım oluyor ki kendimden şüphe duyuyorum.
Eğer hiçbir kıpırdama hissetmiyorsanız; Bir güzel hava alın, yalnız dışarıya çıkıp gezmeden, sadece balkondan (dışarıdaki etkenler konsantrasyonu dağıtabiliyor) Sirkeli, Tuzlu veya ekşi şeyler yiyin - için. (beyne hafif şok dalgaları yollar ve bir güzel kendine getirir) Hadi hiçbiri olmadı; kalkın, kafanızı ani sarsın/sallayın (çok fazla sarsmayacak şekilde sadece kendinize gelebilmek için) Üzerinizi serin tutacak şekilde giyinin Böyle Doğaüstü güç sahneleri bulunan sahneler size çok büyük derecede yardım ediyor çünkü hayaller ve illüzyonlar çok işe yarar!
Yaparken, çalışırken beyinde neler oluyor!?!?!?

Evet girişe geldik. Size ilk önce çalışabileceğiniz en iyi tekniği tavsiye  ediyorum; Bir Pipet ve bir de Ampul alın. Ampulün üzerine çubuğu dengeleyin ve işte çalışma ortamı hazır...



pk ve görüntü resmi

ilk zamanlarda bunu kesinlikle hissedemezsiniz bu yüzden sadece telekinezi çalışmadığınız zamanlarda sanki o bölümü kafanızda hissediyor gibi yapın, yada o bölümü kendiniz ağrıtmaya çalışın. Diğer bir yöntem ise beyin jimnastiği'dir. Hiçbir konu hakkında test vs gerekmez. çoğu kişi tek kaşını havaya kaldırabilir dimi? işte bunları geliştirebilirsiniz.önce diğer kaşınızı tek kaldırmaya sonra da diğerini kaldırmaya çalışın! bunları da yapabildiniz mi dudağınızı hiç gülümsemeden tek bir bölümünü yukarı kaldırmaya çalışın (kaşı nasıl yapıyorsanız bu da aynı model de) bundan sonra da alt kirpiklerinizin bulunduğu deriyi sağ sol hareket ettirmeye çalışın. (nasıl diye sormayın ben yapabiliyorum)

Hareketlendirmek için Düşünceler

Şimdi önümüzde çubuk size siz çubuğa bakıyorsunuz . Yaparken el şekilleri çok önemli, çoğu telekinezide kimseden öğrenmeden kaptığım teknikler vardır. ve genelde çok fazla olmasa da büyük bir model arşivi bulunmakta. benim hareketlerimi başkalarının videolarında görünce çok şaşırdım.

not:öncelikle hemen bir uyarı!!! ilk yapışlarınızda en fazla 1-5 cm arası  oynatabileceğinizden eminim. çünkü denerken aniden çubuğun hareketlenmesi şok etkisi yaratıyor. ve ben bu olayı hareketlendirdiğim her cisimde yaşıyorum! neyse geçelim artık.

En büyük güç illüzyondur!!. o an ki görüş açısı size çok yardımcı olabilir! Çubuğa ne çok yakın ne de çok uzak olun ve tam tepesinden bakmayın ,oturduğunuz sandalyeden düz açıdan bakmalısınız. Aşağıdaki uygulamalarda el hareketleri uygulanırken , o an çubuğunda döndüğünü hayal edin!!!!! yada parmağınıza bakmadan sanki çubuğu itermiş gibi yapıp dokunmadan itebilirsiniz.

Çubuğu hareketlendirmenin bir çok yolu var önce tüm parmakları kapatın. Baş parmağınız işaret parmağınızın ya ilk çizgisinde (hani bölüm bölüm ayıran çizgiler var!?) yada ikinci çizgisinde bükülü olarak ucu damarı çok hafif bastıracak şekilde olsun. Daha sonra diğer kapalı olan parmaklardan orta yada işaret parmağının alt bölümü (tırnak değil diğer bölümü ve en ucu ile değil biraz daha aşağısı) çubuğun bir bölümüne yakınlaştırın. harekete o andan başlayabilir! olmazsa devam, yılmayın bu daha ilk yol!

Yine aynı el modelinde çubuğu çevreleyin ( çubuğun önünde yani kuzeyden ön tarafına çok yaklaşmayacak şekilde) elinizi yavaşça oturtun ve parmaklarınızı eğip en solundan sağa doğru yavaşça çekin ama o an avucunuz hareket etmeyecek, sadece parmaklar! Bu olayda hareket etmeye başlamalıdır. Tabi size o an hemen olacağını söylemiyorum bir kaç kez hatta olmazsa 10 dakika daha deneyin. Burun deliklerinizden havayı çubuğa üflememeye dikkat edin, ağzınızı kapayın ve odada hava akımı olmasın.

Bir diğer deneyimim; Telekineziyle çubuğa, diğer cisimlere odaklandığınız zaman hiçbir yere döndürmeye çalışmadığınız zaman, yakınında olan sıcaklık maddelere doğru da gitmesin. Yani eliniz orada olduğu zaman çubuk elinize doğru kayabiliyor. Artık çubuk kaydı bende fırıl fırıl döndürüp ampulün üzerinden düşürüyorum. Bu arada ampul yerine başka ona benzer ve pipeti dengede tutacak şeyler kullanabilirsiniz.
Pipet çok büyük olmasın, ve çok da kalın olmasın yoksa ilk kereden hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

KAYNAK BELİRTİLMELİ