Namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sual: Aceleci olduğum için, namaza başlayınca hemen bitirmek istiyorum. Bazen zamm-ı sûrenin bir kısmını rükûda tamamlıyorum. Üçüncü ve dördüncü rekâtta Fâtiha’nın son kısmını rükûda tamamladığım da oluyor. Rabbenâ lekel hamd’in yarısını da, secdeye inerken tamamlıyorum. Rükû veya secde tesbihinin bir kısmını doğrulurken okuduğum da oluyor. Bunların mahzuru oluyor mu?
CEVAP
İslam Ahlakı kitabında, (Kıyamda okuduğunu, rükûda tamamlamak, rükûda okuduğunu kıyamda tamamlamak mekruhtur. Zamm-ı sûreleri rükûda tamamlamak, dört mezhepte de mekruhtur. Fâtiha’yı rükûda tamamlamak ise, Hanefî'de mekruh, diğer üç mezhepte, namazı bozar) deniyor. Bu durumda Mâlikî’yi taklit edenin de namazı bozulur.
Rükudan kavmeye, secdeden celseye kalkmak farz, kalktıktan sonra (Sübhanallah) diyecek kadar durmak vacibdir.
S. Ebediyye’de, (Rükûda ve iki secdede tadil-i erkân, yani(Sübhanallah) diyecek kadar hareketsiz durmak vacib, daha çok durmak sünnettir) deniyor.
Buralardaki farzı herkes yapıyorsa da, genelde vacib terk ediliyor. Sünnet ise tamamen terk ediliyor.
Diğer sünnetlere riayet ettiğimiz gibi, bu sünnete de riayet etmeliyiz ve bunu asla ihmal etmemeliyiz. Eğer kavmede, (Rabbenâ lekel hamd) dersek, vacible beraber sünnet de yerine gelmiş olur. Celsede de (Sübhanallah) diyecek kadar durulursa vacib yerine gelir, fakat daha fazla durulmazsa, sünnet yerine gelmiş olmaz, onun için buradaki sünnete de riayet etmeye çalışmalıdır.
Ömrümüzün en kıymetli anları, namaz kıldığımız vakitlerdir. İmam-ı Rabbânî hazretleri 2. cild, 69. mektubunda buyuruyor ki:
Bu zamanda insanların çoğu namaz kılmakta gevşek davranıyor. Peygamber efendimiz, (En büyük hırsız, kendi namazından çalan kimsedir) buyurunca, (İnsan, namazdan nasıl çalar?) diye sordular. (Namazda rükû ve secdeleri tam yapmamakla)buyurdu. (Hâkim, Taberanî)
Üç hadis-i şerif daha:
(Rükûda ve secdelerde, belini yerine yerleştirip biraz durmayanın namazını Allahü teâlâ kabul etmez.) [Deylemî]
(Namaz kılarken, rükûdan sonra kalkıp, dik durmayanın, ayakta, her uzvu yerine yerleştirmeyenin ve iki secde arasında dik oturmayanın namazı tamam olmaz.) [Taberanî]
(Bir mümin, namazını güzel kılar, rükû ve secdelerini tamam yaparsa, namaz sevinir ve nurlu olur. Melekler, o namazı göğe çıkarır. O namaz, namazı kılmış olana, iyi dua eder ve“Sen beni kusurlu olmaktan koruduğun gibi, Allahü teâlâ da, seni muhafaza etsin” der. Namaz güzel kılınmazsa, siyah olur. Melekler o namazdan iğrenir. Göğe götürmezler. O namaz, kılmış olana, kötü dua eder. “Sen beni zayi ettiğin, kötü hâle soktuğun gibi, Allahü teâlâ da, seni zayi eylesin” der.) [Taberanî, Ukaylî]
Sual: Namazın şartlarından olan istikbal-i kıble ne demektir?
CEVAPNamazı Kâbe’ye karşı kılmak demektir. Mekke’de bulunan Kâbe binasının istikametine Kıble denir.
Kıble neresidir?
Sual: Kıble, Kâbe’nin binası mıdır?
CEVAPHayır, kıble Kâbe’nin arsasıdır. Yani, yerden Arşa kadar, o boşluk kıbledir. Bunun için deniz ve kuyu diplerinde, yüksek dağlarda ve uçaklarda, bu cihete doğru namaz kılınır.
Kıble nasıl bulunur?
Sual: Kıble kolayca nasıl bulunabilir?
CEVAPAkrep ve yelkovanı olan bir saatin yüzü, gökyüzüne doğru ve akrebi güneşe doğru tutulunca, akreple 12 rakamı arasındaki açının orta hattı, güneyi gösterir. Bunun ters istikameti kuzey yönüdür.
İstanbul’da güneyden 29 derece doğuya dönülerek, kıble yönü bulunur. Bunun için saati masa üzerine koyup, altı sayısı güneye çevrilir. Yelkovan beş üzerine getirilince, kıbleyi gösterir.
Kıble saati
Sual: Türkiye takviminde kıble saati diye bir şey var. Bu nedir?
CEVAPHer şehir için gösterilen Kıble Saati Vakti'nde, güneşe doğru yüzünü dönen kimse, Kâbe yönüne dönmüş ve o yerin kıblesini bulmuş olur.
İbrik ve kıble
Sual: Tam İlmihal’de, abdestin sünnetleri bildirilirken, (Abdest aldığı kabı dolu bırakmaktır. İbriğin ağzını kıbleye karşı durdurmalıdır. Yolcu, kıble cihetini, ibriğin ağzına bakarak kolayca anlar)deniyor. Şimdi ibrikle abdest alınmıyor, hem alınsa bile, çocuklar başka yöne çeviremez mi?
CEVAPEskiden köylerde misafir odaları bulunurdu. Yabancı biri gelince doğru oraya giderdi. Orada yatakları da hazır idi. Muhtar onların yemeğini verirdi. Köy bekçisi bu işle vazifeliydi. Seccade de kıble istikametine serilirdi. Bazı odalarda şu yazı asılı olurdu:
Ey misafir kıl namazı, kıble şu canipte[yönde]dir,
İşte leğen, işte ibrik, peşkir [havlu] ise iptedir.
Yani kıbleyi gösteren alametler vardı. Şayet kıblede tereddüt ederse birine sorabilirdi.
Kıbleyi bulmak için pratik yol
Sual: Biz Erzincan’da oturuyoruz. Babaannem, kıbleyi bulmak için, bize pratik bir usûl bildirmişti. (Yönümüzü güneye doğru çeviriyoruz. Güneş’in doğduğu yerle, battığı yerin ortası kıble olur) demişti. Bu usûl, her yerde geçerli olur mu?
CEVAPBu usûl, her yerde geçerli olmaz. Bir yerde Kıblenin yönü, o yerin, Mekke’nin doğusunda, batısında, güneyinde veya kuzeyinde olmasına göre değişir. Mesela Medine’de kıble, Erzincan’da olduğu gibi güneydedir. Hindistan’ın batı tarafında, Mali, Nijerya gibi ülkelerin doğusunda, Etiyopya, Somali ve Kenya gibi ülkelerin kuzeyinde kalıyor. Her şehre göre kıblenin yönü değişiyor. Türkiye’de Van’dan batıya doğru gittikçe kıblenin yönü güney doğuya kayar.
Babaannenin pratik usûlü, Trabzon, Gümüşhane, Diyarbakır, Elâzığ, Malatya, Urfa, Mardin ve yakınlarındaki iller için geçerli olur. Yani kıble, bu şehirlerin güneyinde kalıyor. Bu şehirlerde kıbleyi bulmak için güneye dönmek yeterlidir.
Mevsimlere, yaz ve kışa göre Güneş’in, doğuş yeri ile batış yeri farklı olur. Mesela (Aralık – Ocak) aylarında İstanbul’da kıble, Güneş’in doğduğu yere çok yakındır. Onun için batıdaki şehirlerde Güneş’in doğduğu yerle battığı yerin arası kıble olmaz. Güney doğu tarafındadır.
CEVAPNamazı Kâbe’ye karşı kılmak demektir. Mekke’de bulunan Kâbe binasının istikametine Kıble denir.
Kıble neresidir?
Sual: Kıble, Kâbe’nin binası mıdır?
CEVAPHayır, kıble Kâbe’nin arsasıdır. Yani, yerden Arşa kadar, o boşluk kıbledir. Bunun için deniz ve kuyu diplerinde, yüksek dağlarda ve uçaklarda, bu cihete doğru namaz kılınır.
Kıble nasıl bulunur?
Sual: Kıble kolayca nasıl bulunabilir?
CEVAPAkrep ve yelkovanı olan bir saatin yüzü, gökyüzüne doğru ve akrebi güneşe doğru tutulunca, akreple 12 rakamı arasındaki açının orta hattı, güneyi gösterir. Bunun ters istikameti kuzey yönüdür.
İstanbul’da güneyden 29 derece doğuya dönülerek, kıble yönü bulunur. Bunun için saati masa üzerine koyup, altı sayısı güneye çevrilir. Yelkovan beş üzerine getirilince, kıbleyi gösterir.
Kıble saati
Sual: Türkiye takviminde kıble saati diye bir şey var. Bu nedir?
CEVAPHer şehir için gösterilen Kıble Saati Vakti'nde, güneşe doğru yüzünü dönen kimse, Kâbe yönüne dönmüş ve o yerin kıblesini bulmuş olur.
İbrik ve kıble
Sual: Tam İlmihal’de, abdestin sünnetleri bildirilirken, (Abdest aldığı kabı dolu bırakmaktır. İbriğin ağzını kıbleye karşı durdurmalıdır. Yolcu, kıble cihetini, ibriğin ağzına bakarak kolayca anlar)deniyor. Şimdi ibrikle abdest alınmıyor, hem alınsa bile, çocuklar başka yöne çeviremez mi?
CEVAPEskiden köylerde misafir odaları bulunurdu. Yabancı biri gelince doğru oraya giderdi. Orada yatakları da hazır idi. Muhtar onların yemeğini verirdi. Köy bekçisi bu işle vazifeliydi. Seccade de kıble istikametine serilirdi. Bazı odalarda şu yazı asılı olurdu:
Ey misafir kıl namazı, kıble şu canipte[yönde]dir,
İşte leğen, işte ibrik, peşkir [havlu] ise iptedir.
Yani kıbleyi gösteren alametler vardı. Şayet kıblede tereddüt ederse birine sorabilirdi.
Kıbleyi bulmak için pratik yol
Sual: Biz Erzincan’da oturuyoruz. Babaannem, kıbleyi bulmak için, bize pratik bir usûl bildirmişti. (Yönümüzü güneye doğru çeviriyoruz. Güneş’in doğduğu yerle, battığı yerin ortası kıble olur) demişti. Bu usûl, her yerde geçerli olur mu?
CEVAPBu usûl, her yerde geçerli olmaz. Bir yerde Kıblenin yönü, o yerin, Mekke’nin doğusunda, batısında, güneyinde veya kuzeyinde olmasına göre değişir. Mesela Medine’de kıble, Erzincan’da olduğu gibi güneydedir. Hindistan’ın batı tarafında, Mali, Nijerya gibi ülkelerin doğusunda, Etiyopya, Somali ve Kenya gibi ülkelerin kuzeyinde kalıyor. Her şehre göre kıblenin yönü değişiyor. Türkiye’de Van’dan batıya doğru gittikçe kıblenin yönü güney doğuya kayar.
Babaannenin pratik usûlü, Trabzon, Gümüşhane, Diyarbakır, Elâzığ, Malatya, Urfa, Mardin ve yakınlarındaki iller için geçerli olur. Yani kıble, bu şehirlerin güneyinde kalıyor. Bu şehirlerde kıbleyi bulmak için güneye dönmek yeterlidir.
Mevsimlere, yaz ve kışa göre Güneş’in, doğuş yeri ile batış yeri farklı olur. Mesela (Aralık – Ocak) aylarında İstanbul’da kıble, Güneş’in doğduğu yere çok yakındır. Onun için batıdaki şehirlerde Güneş’in doğduğu yerle battığı yerin arası kıble olmaz. Güney doğu tarafındadır.
Namazın Önemi, Namaz Kılmamanın Ahiretteki Cezaları
Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: ‘Biznamaz kılanlardan değildik’” Müddessir/42Namaz..Namaz..Namaz..
“Sonra onların arkasından namazı savsaklayan ve nefislerinin azgın arzularına uyan bir nesil geldi Onlar ileride cehennemin en derin yerini boylayacaklar” Meryem/59 (İbn’i Mesud Tefsirinde:Namazı büsbütün terk ettiler değil, vaktinde kılmadılar buyurulmuştur)
“Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5 (Efendimiz SAV burada namazı vaktinde kılmayanların kastedildiğini bildirmiştir)
“Namazlarında hataya düşen, kıldıkları namaza önem vermeyen namaz kılanların vay haline” Ayeti Celilesindeki veyl’in(vay haline) kelime manası ağır azab olmakla beraber, cehennemdeki içinden dünya dağları geçirilse dağları eritecek “veyl vadisi’de” olabileceği bildirilmiştir
“Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)
“Kul ile küfür arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Ebu Davud, Nesei)
°“Kul ile şirk arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Tirmizi)
°“İslâm’ın özü, dinin temeli üçtür, İslâm bunlara dayanır. Bunlardan herhangi birine yüz çeviren kimse o yüzden kafir olur, kanı helâldir1) Allah’tan CC başka ilah yoktur (LAİLAHEİLLALLAH) 2)Farz namazlar 3)Ramazan orucu ” Hadis’i Şerif (Tirmizi)
“Namaz kılmayanın İslâm’dan payı yoktur, namaz kılmayanın dini yoktur” Hadis’i Şerif (Taberani)
“Mazeretsiz ve kasden namaz kılmayanın adını Allah CC cehenneme gireceklerden biri olarak cehennemin kapısına yazar” Hadis’i Şerif (Ebû Nuaym)
“Allah CC İslâm’da dört şeyi farz kılmıştır: Hepsini bir arada yerine getirmeyenin üçünü işlemiş olması kendisine hiçbir fayda sağlamaz” (Bunlar: Namaz,Zekat,Oruç,Hac) Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)
“Allah CC İslâm’da dört şeyi farz kılmıştır: Hepsini bir arada yerine getirmeyenin üçünü işlemiş olması kendisine hiçbir fayda sağlamaz” (Bunlar: Namaz,Zekat,Oruç,Hac) Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)
“Hiçbir mazereti olmaksızın ve kasden namaz kılmayanın Allah CC bütün iyi amellerini siler, tevbe edip yeniden Allah’a dönünceye kadar onunla hiçbir ilgisi kalmaz” Hadis’i Şerif (İsfahani)
“Hiçbir mazereti olmaksızın ikindi namazını kılmayıp kaçıranların bütün iyi amelleri silinir” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)
Kıyamet günü kulun ilk hesap konusu ve ilk gözden geçirilecek amel hanesi namazdır Bu konudaki hesaplaşma iyi geçerse kul kurtulur, bozuk geçtiği taktirde ise aldanmış ve hüsrana uğramış olur Hadis’i Şerif (Taberani)
“Allah’tan CC başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed ‘in (SAV) O’nun Rasûlü olduğuna şehadet edinceye kadar ve beş vakit namazı hakkıyla kılıp, zekatlarını verinceye kadar, insanlarla savaşmakla emrolundum” Hadis’i Şerif (Buhari,Müslim,Darimi,İbn’i Mâce, Ebû Davud, Nesei)
Kıyamet gününde insanın ilk hasmı rükû ve sücûdu (secdesi) tamamlanmayan namazdır (Beni zayi ettiğin gibi Allah’da seni zayi etsin der (İmam-ı Gazali) – Efendimiz (SAV) namazı hızlı kılan bir kişiye “sen namaz kılmadın tekrar kıl” buyurmuştur
Kişinin kıldığı namazdan kendisine kârı dokunan ancak akıl erdirerek kıldığı kısımdır (Yani aklı başka yerde iken kıldığı namazın kendisine kârı dokunmaz) (İmam-ı Gazali)
Kur’an-ı Kerim tefsirinde (Ruhül Furkan) bir vakit namazı özürsüz kazaya (özür: ölü,deli yada kılıç kılıca harb esnasında olmak vs gibi) bırakmanın cezasının, 80 sene cehennem ateşi olduğu beyan edilmiştir (Hadis Şerif’de geçmektedir)
Nice namaz kılanlar var ki, onların namazdan nasibi, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir. Hadis’i Şerif (Nesei, Ebu Hûreyre) °“Namaza önem vermeyenlerin kıyamet günü Karun, Firavun, Haman ve Übey İbni Halef’e arkadaş olacakları hadis şerifle bildirilmiştir” (Ahmed İbni Hanbel, Taberani ve İbn’i Hıbban Rivayetinde)
°Bütün farzlar Cebrail AS aracılığıyla Peygamber Efendimize (SAV) bildirilmiştir Ancak “namaz” Allah’u Teâlâ CC tarafından (Mirac’da) aracısız olarak verilmiştir. Bu da namaz’ın önemini anlatmaya kâfidir
°Peygamber Efendimiz SAV buyurdular ki; namaz’ı savsaklayanlara Allah’u Teâlâ CC dünyada, ölürken, kabirde ve ahirette olmak üzere 15 ceza verir Dünyada:Ömrünün bereketi kaldırılır, yüzünden iyiler siması silinir, Allah CC hiçbir iyiliğine sevap vermez, duaları kabul olmaz, iyilerin dualarında payı bulunmaz Ölürken: Zelil, kötü, çirkin can verir, aç olarak can verir, bütün dünya denizleri gırtlaklarına akıtılsa kanmayacak şekilde susuzluk çeke çeke ölür. (Ölüm acısının bir damlası, dağlara damlatılsa dağlar dayanamaz erirdi) Kabirde:Kabir onu sıkar, kemikleri birbirine geçer, kabri ateşle doldurulur (gece gündüz onu yakar), Allah CC Şuca isimli dehşetli çok büyük bir yılan gönderir, Hergün her namaz vaktinde onu sokar bir an bırakmaz (Efendimiz (SAV) “kabirden korkunç bir manzara görmedim” buyurdu) Ahirette:Cehenneme sürükleyen azab melekleri yanından ayrılmaz, Allah CC onu kızgın olarak karşılar, hesabı çetin olup cehenneme atılır. (Cehennemdeki en hafif azap ayak çukuruna konulan bir ateş parçasının beynini fokur fokur kaynatmasıdır. Cehennemlikler çok çirkindir alt dudakları göğsüne sarkmış, üst dudakları yüzünü kaplamış olduğu halde sadece bir dişi (azabı daha iyi tatmaları için) Uhûd dağı büyüklüğündedir Cehennemlikler dünyadaki ateşi görseler, ferahlanmak için, içine dalarlardı «İhya-u Ulumiddin»)
°Kıyamet günü adamın biri getirilerek Allah’ın CC huzuruna dikilir ve Allah CC onun cehenneme götürülmesini emreder Adam:”Ya Rabbi beni ne yüzden cehenneme yolluyorsun?” deyince Yüce Allah CC ona:”Namazı vaktinde kılmadığın ve adıma yalan yere yemin ettiğin için” diye buyurur Hadis’i Şerif (İbn’i Abbas’dan rivayet)
°Mezheplere göre namaz
Hanefi Mezhebi:Namaz kılmayan, kan çıkıncaya kadar dövülür ve namaza dönünceye kadar hapsedilir.
Şafii Mezhebi: Mürted(dinden çıkmış) olmaz ise’de cezası idamdır.
Maliki Mezhebi:Şafii mezhebiyle hükmü aynıdır.
Hanbeli Mezhebi:Bir namazı özürsüz kılmayan, mürted gibi idam edilir. Yıkanmaz, kefenlenmez ve namazı kılınmaz, Müslüman mezarlığına gömülmez ve mezarı belli edilmez. Dağda bir çukura konulur
°İmansız ölenin yerinin ebedi cehennem olduğu Ayet’i Kerime ile sabittir. İman’ın en büyük âlâmeti namazdır. Bazı alimlere göre namazı terk eden kişinin son nefeste imanını kurtarması zordur. (her halde Allah’ın CC dilediği olur)
°Sur ‘a ikinci kez üflenip insanlar mahşer yerine geldiğinde, güneş 2 mızrak boyu (başka rivayette 1 mızrak boyu) yaklaştırılmış olduğu halde 50000 senelik(Ahiret senesi) bir bekleyiş vardır. Beyinlerin kaynayacağı, açlıktan boyunların kopacağı midelerin yanacağı bu günde, insanlar öyle terleyecek ki bu ter 70 arşın yerin dibine gidecek sonra insanların seyyiatına göre kimisinin kulak memesine kimisinin çenesine kadar çıkacaktır orada terlemek istemeyenlerin bu terlerini dünyada iken namaz, oruç, zekat, cihad ve amellerle atmaları gerektiğini bildirmiştir. İmam-ı Gazali (RA)
°Allah’ın CCRızasını, kazanmak isteyen, yüzünün nurlanmasını ve güzelleşmesini isteyen ve daha bir çok faydalar isteyen Teheccüd (gece namazı)kılsın
°Üç şey dinden çıkartır, iman ve nikah tazelemesi gerektirir
1)İstihlâl:Harama helal demek
2)İstihza:İslâm’ın Farz, vacip, sünnet, müstehap ve edeplerinden biriyle ALAY ETMEK
3)İstihfâfini herhangi meseleyi hafife almak Küfre düşen kişinin ise 50 sene namaz kılmış olsa farz namazlarını, Hacc’ını vs iade etmesi gerekmektedir
İki şeyde şaka yoktur 1)Dinde 2)Nikâh’ta (Hanımına şaka dahi olsa “boş ol” dememesi gerekir)
1)İstihlâl:Harama helal demek
2)İstihza:İslâm’ın Farz, vacip, sünnet, müstehap ve edeplerinden biriyle ALAY ETMEK
3)İstihfâfini herhangi meseleyi hafife almak Küfre düşen kişinin ise 50 sene namaz kılmış olsa farz namazlarını, Hacc’ını vs iade etmesi gerekmektedir
İki şeyde şaka yoktur 1)Dinde 2)Nikâh’ta (Hanımına şaka dahi olsa “boş ol” dememesi gerekir)
Namazı savsaklayanlara Allah, beşi dünyada, üçü ölürken, üçü kabirde ve üçü de kabirden çıkarken olmak üzere on beş çeşit ceza verir.
Dünyadakiler şunlardır:
1- Ömrünün bereketi kaldırılır
2- Yüzünden “iyiler” siması silinir
3- Allah hiç bir amelinin mükafatını vermez
4- Duası göğe yücelmez
5- İyilerin duasında payı bulunmaz
1- Ömrünün bereketi kaldırılır
2- Yüzünden “iyiler” siması silinir
3- Allah hiç bir amelinin mükafatını vermez
4- Duası göğe yücelmez
5- İyilerin duasında payı bulunmaz
Ölürken çekilen cezalar şunlardır:
1- Boynu bükük ölür
2- Aç olarak can verir
3- Bütün dünya denizleri gırtlağına akıtılsa kanmayacak şekilde
susuzluk çeke çeke ölür
1- Boynu bükük ölür
2- Aç olarak can verir
3- Bütün dünya denizleri gırtlağına akıtılsa kanmayacak şekilde
susuzluk çeke çeke ölür
Kabirde başına gelenler şunlardır:
1- Kaburgaları birbirine geçecek şekilde sıkışır
2- Kabrinde üzerine ateş yakılır ve sabah-akşam bu ateşin üzerinde dağlanır
3- Kabirde üzerine “Sucaul Akra” adında gözleri ateş ve tırnakları demirden olan bir yılan salınır
1- Kaburgaları birbirine geçecek şekilde sıkışır
2- Kabrinde üzerine ateş yakılır ve sabah-akşam bu ateşin üzerinde dağlanır
3- Kabirde üzerine “Sucaul Akra” adında gözleri ateş ve tırnakları demirden olan bir yılan salınır
Yeniden dirilip kabrinden çıktığında Kıyamet durağında ise başına gelenler şunlardır:
1- Ağır hesaplaşma
2- RABBİN gazabı
3- Cehenneme girmek
1- Ağır hesaplaşma
2- RABBİN gazabı
3- Cehenneme girmek
KAYNAK: Mukaşefet’ül Kulüp- İMAM
Secde-i sehv yaparken
Sual: S. Ebediyye’de (Secde-i sehv yapmak için, bir tarafa selam verdikten sonra, iki secde yapıp oturur ve namazı tamamlar. İki tarafa selam verdikten sonra veya hiç selam vermeden de, secde-i sehv yapmak caizdir) denildiği hâlde, Tam İlmihâl’i bilen biri, (Bu yanlıştır, iki tarafa selam verdikten sonra, secde-i sehv yapmak mekruhtur) diyor. İki tarafa da selam vermenin, caiz olduğunu bildiren kavle niye itiraz edilir?
CEVAP
(Bir kavle göre öyle yapılması da caiz) demediğine göre, muhalefet için yaptığı anlaşılıyor. Din kitaplarında deniyor ki:
Secde-i sehv, iki tarafa veya bir tarafa selamdan sonra yapılır. Hidaye şerhinde diyor ki: Şemsül-Eimme, secde-i sehv, iki selamdan sonra yapılır. Esah olan kavil budur. Çünkü bu kavil, Hazret-i Ömer ve İbni Mesud ve Cumhur-u ulemanın kavli olup, bu durumda Resulullah’a yakın olan sahabeyi kiramın rivayetini almak en doğru olanıdır. Diğer rivayet ise, Âişe validemiz ile Sehl bin Sa'd’dandır. İkisi de, ikinci selamı işitmemiş olabilir. Çünkü Resulullah ikinci selamı birinciye göre daha hafif sesle verirdi. İkinci kavil İmam-ı Muhammed’e, birinci kavil de İmam a'zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’a aittir. Tercih edilen kavil, münferid için sehv secde, iki yana selamdan sonradır. İmam için bir yana selamdan sonradır. Çünkü imam, iki tarafa selam verirse, namaz bitti sanarak bazıları namaza aykırı bir şey yapar. (Dürer ve Gurer)
Kimi âlimler, (Secde-i sehv birinci selamdan sonra yapılır) demişler, kimileri de, (İki selamdan da sonra yapılır) demişlerdir. Hidaye sahibi de bu kavlin sahih olduğuna hükmetmiştir. (Halebî)
Sehiv secdeleri iki selamla yapmak da caizdir. (Hindiyye)
Bir tarafa selam verilir. İki tarafa selam verilirse, secde-i sehiv sakıt olur. Hiç selam vermeden de, secde etmek caiz, fakat tenzihen mekruhtur. (Dürr-ül muhtar)
Secde-i sehiv için, bir selam verilmesi tercih edilmiştir. Bir kimse, iki tarafına selam verirse, artık secde-i sehv sakıt olur. Hiç selam vermeden, secde ederse de caiz, fakat tenzihen mekruh olur. (Redd-ül muhtar)
Secde-i sehvi, iki tarafa selam verdikten sonra yapmak câizdir. Ama sağ tarafa selam verdikten sonra yapılması daha doğrudur. Hidaye’de diyor ki: Secde-i sehv iki tarafa selam verdikten sonra yapılır. (Tergib-üs-salat)
Yalnız kılan, bir veya iki tarafa selam verebilir. (Riyad-ün-nâsihîn)
Bu konudaki ihtilâf hangisinin evlâ olduğundadır, yoksa her iki şekil de caizdir. (Mecmua-i Zühdiyye)
Hayız bitince gusletmek
Sual: Hayız, her zamanki belli âdetinde bitince, gusletmeden önce vaty [cima] caiz midir?CEVAPHanefi’de caiz, diğer üç mezhepte caiz değildir. (Mizan-ül kübra)Hayız kanı, on günden önce kesilince, [on güne kadar kan gelme ihtimali olduğundan], gusletmedikçe veya tam bir namaz vakti geçmedikçe vaty caiz olmaz. Kan, on günden sonra kesilmişse, [artık hayz olma ihtimali kalktığı için], gusletmeden önce vaty caizdir. (Kudûrî)
Kadının hayzı, âdeti olan on günden önce kesilse, gusletmiş olsa da, vaty helâl olmaz. [Çünkü âdeti olan güne kadar kan gelebilir.] (Mecmua-i Zühdiye)
Bir kadının hayız kanı, âdeti olandan daha az bir sürede kesilse, âdeti geçene kadar, yıkansa da vaty mekruh olur. Fakat ihtiyaten, namaz kılar ve oruç tutar. Tebyîn'de de böyledir. Hayız müddetinin en son haddi olan on gün geçtikten sonra, yıkanmadan önce, vaty helâl olur. (Hindiyye)
Üç mezhepte hayız bittikten sonra gusletmeden vaty haramdır. Hanefî'de ise, hayız, en çok müddeti üzerinden kesildiyse, gusletmeden vaty caizdir. (Mizan-ül kübra)
Kadının hayzı, âdet müddetinin çoğunda kesilirse gusletmeden de vaty helâldir. Gusletmesi müstehabdır. (Dürr-ül muhtar)
Kadının hayzı, âdetinden daha az günde kesilirse yıkanmış bile olsa vaty helal olmaz. Zira âdet günlerinde hayzın tekrar gelme ihtimali fazladır. On günden az, fakat âdetinin tamamında kesilir de, üzerinden bir namaz vakti geçerse hayızdan çıkar, vaty caiz olur. (İbni Âbidin)
Eğer kan, kadının âdeti tam olmadan kesilse, üç günü geçmiş ve kadın gusletmiş olsa da, âdet günü geçmedikçe, vaty caiz değildir. Çünkü âdet içinde, hayzı tekrar gelebilir. Hayız ve nifas kanı, âdeti bitince kesilse, gusletmeden vaty helâl olur. (Nimet-i İslâm)
Hanefilere göre, hayzın ve nifasın en çok müddetinin bitiminden sonra kesilirse, kadın gusletmese de vaty caizdir. (Mezahib-i Erbaa)
Kan gelmesi üç günü geçtiyse, âdetten önce kesilince, âdet zamanı geçinceye kadar, gusletse de, vaty helâl olmaz. Fakat namaz vakti sonuna kadar kan lekesi görmezse, gusledip o namazı kılar. Kan kesildiği günden sonra, 15 gün hiç gelmezse, kesildiği gün, yeni âdetinin sonu olur. Fakat kan yine başlarsa, namazı bırakır. On güne kadar böyle devam eder. On günden sonra, kan görse de, tekrar gusletmeden önce vaty helâl olur. Fakat vatyden önce gusletmek müstehab olur. Âdetten sonra ve on günden önce kesildiği namaz vaktinin sonu yaklaşıncaya kadar beklemesi müstehab olur. Sonra gusledip, o vaktin namazını kılar ve sonra vaty caiz olur. Beklerken, guslü ve namazı kaçırırsa, namaz vakti çıkınca gusülsüz vaty caiz olur. (S. Ebediyye, İslâm Ahlâkı)
Namazın farzları
|
Sual: Namazın farzları nelerdir?
CEVAP Namazın farzları 12’dir. Bunların altısı içinde, altısı dışındadır. Dışındaki farzlara şart denir. Namazın içindeki farzlara rükün denir. [Bazı âlimler, iftitah tekbirinin, namazın dışında olduğunu söylemişlerdir. Bunlara göre, namazın şartları 7, rükünleri ise 5 olmaktadır.] A- Namazın dışındaki farzlar: 1- Hadesten taharet: Abdestsiz olanın abdest alması, cünüp veya hayzlı ve nifaslı olanın gusletmesidir. 2- Necasetten taharet:Namaz kılanın, vücudunu, elbisesini ve namaz kılacağı yeri, necasetten yani dinimizde pis sayılan şeylerden temizlemesidir. 3- Setr-i avret: Avret yerini örtmek demektir. Namaz kılarken açması veya her zaman başkasına göstermesi ve başkasının da bakması haram olan yerlerine (Avret mahalli) denir. Erkeğin avret yeri, göbeğinden dizi altına kadardır. Kadınların ise, yüz ve ellerinden başka her yeri avrettir. 4- İstikbal-i kıble:Namaz kılarken kıbleye dönmektir. 5- Vakit: Namazı, vaktinde kılmaktır. 6- Niyet: Namaza dururken kalb ile niyet etmektir. Yalnız ağız ile söylemeye niyet denmez. Namaza niyet etmek demek, ismini, vaktini, kıbleyi, cemaatle kılınıyorsa imama uymayı, kalbden geçirmek demektir. Niyet, başlama tekbiri söylenirken yapılır. B- Namazın içindeki farzlar: 1- İftitah tekbiri: Namaza başlarken “Allahü ekber” demektir. Başka kelime söylemekle, tekbir alınmış olmaz. 2- Kıyam:Namazda ayakta durmaktır. Ayakta duramayan hasta, oturur. Oturarak kılamayan yatarak ima ile kılar. 3- Kıraat: Namazda, Kur'an-ı kerimden sure veya âyet okumaktır. 4- Rüku: Ayakta okuma bittikten sonra, eğilip elleri dize koymaktır. 5- Secde:Rükudan sonra yere kapanmaktır. 6- Kâde-i âhıre [son oturuş]:Son rekatta Ettehıyyatüyü okuyacak kadar oturmaktır. Sual: Abdestim yok zannı, fazla olmasına rağmen; yine de, namaz kıldım. Daha sonra, abdestimin olduğunu kesin olarak hatırladım. Abdestli olarak kıldığım bu namaz sahih oldu mu? CEVAPAbdestsiz olduğunu sanarak namaz kılıp, sonra abdestinin olduğunu hatırlayanın namazını tekrar kılması gerekir. Kıbleyi tespit etmeden, vaktin girdiğini bilmeden de, namaza durulmaz. Namazda kalbden okumak Sual: Namazda, dudaklarını hiç oynatmadan, kalbden okumak da caiz olur mu? CEVAPHayır, Hanefi’de caiz olmaz. Namazın farzlarından biri de, kıraattir. Kıraat, kendisi işitecek kadar sesli okumaya denir. Kendi işitmezse, o kıraat olmaz. Böyle kılınan namaz, sahih olmaz. Çok kimse, bunu bilmedikleri için, dillerini oynatmadan, okuduklarını duymadan namaz kılıyorlar. Namazları sahih olmuyor. Kıraat farzdır Sual: Namazda kıraat farzını yerine getirmek için, Fatiha ile bir zamm-ı sure mi okunur? CEVAPHayır. Kıraat Kur’an okumak demektir. Fatiha veya zamm-ı sureden biri okununca, kıraat farzı yerine gelmiş olur. Fatiha ve zamm-ı sure okumak vacibdir. Diğer mezheplerdeyse, Fatiha okumak farz, zamm-ı sure okumak sünnettir. Namazda okuyamayan Sual: Hastalıktan veya ağza aldığı ilaçtan dolayı namazda sure ve dua okuyamayan ne yapar? CEVAPBöyle sebeplerle okuyamayan, okumadan kılar. (Halebî-yi kebir) İftitah tekbiri Sual: İftitah tekbiri ne zaman söylenir? Eller kulağa kaldırılmadan önce mi, yoksa kulağa kaldırdıktan sonra mı? CEVAPNamaza başlarken, eller tekbirden önce kaldırılır. Esah olan budur. Hidaye’de de böyle bildirilmiştir. (F. Hindiyye) |
Eller tekbirden önce kaldırılır sözü, İmam-ı a’zam ve İmam-ı Muhammed’in kavlidir. Bahr ve Nehr’de de, Hidaye’deki gibi bildirilmiştir. Evla olan, bu kavildir. (Redd-ül-muhtar)
Bu ifadelerin açıklaması ise şöyledir:
Eller kulağa kaldırıldıktan sonra tekbir alınır. Yani eller, kulaktan ayrılırken (Allahü ekber) demeye başlanıp, göbek altına bağlanırken bitirilir. (S. Ebediyye)
Rükû ve secde farzdır
Sual: Rükûda ve secdede ne kadar durmak farzdır?
CEVAP
Rükû için belini eğmek, secde için alnını yere koymak farzdır. Buralarda bir veya üç kere (Sübhânallah) diyecek kadar durmak vacibdir.
Gusül ve abdest
Sual: Abdest almak ve gusletmek, başlı başına birer farz mıdır?
CEVAPİkisi de namazın şartıdır, yani namaza bağlı farzlardır. Namazın şartlarından birisi, hadesten taharettir. Bu da, cünüp olanın gusletmesi, abdesti olmayanın abdest alması demektir.
Namaz kılan ve kılmayan herkesin, bir namaz vaktini cünüp geçirmesi, büyük günah olur. Cünüp olunca, hemen gusletmek iyi olursa da; mesela öğle ezanından sonra cünüp olanın, öğle namazını kılmamışsa, ikindi vaktine, öğleyi kılacak kadar zaman kalıncaya kadar, guslü geciktirmesi caizdir. Daha fazla geciktirmesi haram olacağı için, hemen gusletmesi farz olur.
Nafile namazda kıyam
Sual: Nafile namazlarda da kıyam farz mıdır?
CEVAPKıyam, farz ve vacib namazlarda ve bunları kaza ederken farzdır. Nafile namazlarda farz değildir. Bunun için, beş vakit namazın sünnetleri de dâhil, nafile namazları, ayakta kılmaya gücü yeterken, oturarak kılmak, her zaman ve her yerde caizdir. (Nimet-i İslam)
Nafileleri özürsüz oturarak kılmak caizdir. Yalnız sabah namazının sünneti ayakta kılınır. Nafileleri oturarak kılana, sevabın yarısı verilir. (Merak-ıl-felah)
Kazası olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, farz namazlarda kıyam farz olduğu için oturarak kılamaz.
Namazda kıraat
Sual: Namazda kendi işitecek kadar sesli okumak farz mıdır?
CEVAPÜç mezhepte, kendi işitecek kadar sesli okumak farzdır. Mâlikî’de, dilini hareket ettirerek harfleri çıkarırsa, kendi işitmesi farz değil, müstehabdır. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea, İslam Ahlakı)
Kendi isteğiyle namazdan çıkmak
Sual: Sabah namazının farzını kılarken, güneşin doğmasından korkup, Salli Barik’leri okumadan selam verenin namazı sahih olur mu?
CEVAPEvet, sahih olur. Kendi isteğiyle namazdan çıkmak, İmam-ı a’zama göre farz, İmameyn’e göre ise farz değildir. Bir kimse, namazın sonunda teşehhüd miktarı oturduktan sonra, kasten namaza aykırı bir iş yapsa, mesela gülse, konuşsa, yiyip içse, söz birliğiyle namazı tamam olur. Fakat elde olmadan abdesti bozulsa İmameyn’e göre namaz tamam olmuş olur. İmam a’zama göre ise, hemen abdest alıp kendi isteğiyle namazdan çıkması gerekir, aksi takdirde namazı bâtıl olur.
Bir kimse, son oturuşta teşehhüd miktarı oturduktan sonra, namazdan çıkmadan önce namaz vakti çıksa, mesela güneş doğsa veya başka bir namaz vakti girse, İmameyn’e göre, namaz tamamdır. İmam-ı a’zama göre ise, namaza kendi isteğiyle son vermediği için bozulmuş olur. Bu iki kavilden hangisinin müftabih olduğu hususunda farklı kaviller vardır. (Halebî)
İhtiyaç olunca, İmameyn’in kavliyle amel edilirse, namaz sahih olur.
Namazda tertip farzdır
Sual: (Namazda tertip, yani sırayla kılmak farzdır. Unutulan bir rükün sonradan yapılırsa secde-i sehv ile namaz kurtulur) deniyor. S. Ebediyye’de, (Farz kılarken, son rekâtta oturmayıp ayağa kalkarsa, secdeye inince hatırladı ise, farz namazı, nafile şekline döner) deniyor. Farz olan son oturuş geciktirilerek yapılmıştır, farz gecikince niye namaz nafile oluyor? Secde-i sehv yapılsa da yine farz yerine gelmez mi?
CEVAP
Secde-i sehvle yerine gelmez. Çünkü farz olan son oturuş terk edilmiş oluyor. Farz terk edilince secde-i sehv kurtarmaz. Kılınan namaz nafile olur.
Oturma süresi
Sual: İlmihalde, (Son oturuşta Ettehıyyatü’yü okuyacak kadar oturmak farzdır) deniyor. Kimi Ettehıyyatü'yü hızlı okur, kimi yavaş okur. Bunun bir ölçüsü yok mudur?
CEVAPÖlçüsü o kişinin kendi okuduğu süredir. Kaç dakikada okuyorsa o kadardır. Yahut normal şartlarda bir kimse ne kadar zamanda okuyabiliyorsa, hızlı okumakla yavaş okumanın ortalaması ne ise o esas alınır.
Kıraat unutulsa
Sual: Bir kimse, kıraati yani Fâtiha ile zamm-ı sûreyi unutup rükûa gitse, secdeye giderken hatırlasa secde-i sehv ile kurtulur mu?
CEVAP
Kıraat farzdır. Secde-i sehv ile tamamlanmaz. Fâtiha veya zammı sûreden biri unutulsa idi, secde-i sehv ile namaz tamamlanırdı. İkisi de okunmayınca farz terk edilmiş olur. Secdeye giderken doğrulup Fâtiha ve zammı sûreyi okur, rükûu tekrar yapar, namazda tertip, yani sıraya riayet etmek farz olduğu için, önce yaptığı rükû geçersiz olur. Namaz sonunda da secde-i sehv yapar. (Hindiyye)
| Namazın dinimizdeki yeri |
Bu yazıyı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Sual: Namazın dinimizdeki yeri nedir?
CEVAPNamazın önemi çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberani] (Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Rızkın bereketi, duanın kabulüdür. Kabirde ışıktır. Sıratı yıldırım gibi geçiricidir. Cennette başa taçtır. İmanın başı, gözün nuru ve Cehennemden kurtarıcıdır.) [Miftah-ul-Cennet] (İman, namaz demektir. Namazı itina ile, vaktine, sünnetine ve diğer şartlarına riayet ederek kılan, mümindir.) [İbni Neccar] (Cennetin anahtarı namazdır.) [Darimi] (En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır.) [Ebu Davud] (Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır.) [İ. Ahmed, İ.Mace] (Namazın farz olduğuna inanıp, eksiksiz kılan, Cennete gider.) [Hakim] (Ümmetimin fesadı zamanında sünnetime yapışan, [yani Ehl-i sünnet olan] ve beş vakit namazı cemaatle kılanın amel defterine her gün yüz şehid sevabı yazılır.) [İ. Nâsiruddin] (Her Peygamberin ümmetine son nefeste vasiyeti namazdır.) [Gunye] Namaz kılmak böyle büyük bir ibadet olduğu için terk edilmesi de çok büyük günahtır. Hanbeli’de namazı terk eden küfre düştüğü için, Şafii ve Maliki’de büyük günah işlediği için ceza olarak katli gerektiği fıkıh kitaplarında yazılıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.) [Beyheki] (Namaz kılmayan, kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.) [Bezzar] (Namazı kasten bırakanın ibadetleri kabul olmaz ve namaza başlayana kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.) [Ebu Nuaym] (Namaz kılmayanın Müslümanlığı, abdest almayanın namazı yoktur.) [Bezzar] (Kasten [mazeretsiz] namaz kılmayanın diğer amellerini Allahü teâlâ kabul etmez. Tevbe edinceye kadar da Allah’ın himayesinden uzak olur.) [İsfehani] (İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır.) [Tirmizi] (Beş vakit namazı kasten, mazeretsiz terk eden, Allah’ın hıfz ve emanından mahrum olur.) [İbni Mace] (Namaz kılmayanın dini yoktur.) [İbni Nasr] (Bizimle kâfir arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur.) [Nesai] Yukarıdaki hadis-i şerifleri, Ehl-i sünnet âlimleri şöyle açıklamışlardır: Dinimizde en büyük günahı işleyen kâfir olmaz. Bunun için namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat namaz, çok önemli bir ibadet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günahları işlemekten çekinmez. Bazı âlimler, namaz kılmayanın kâfir olacağını bildirmişlerdir. Bu bakımdan her ne şart altında olursa olsun muhakkak namazı kılmalı! İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Namaz kılmak ve diğer ibadetleri yapmak ancak müminlere kolay gelir. Kur'an-ı kerimde, (İman ve ibadet etmek, müşriklere güç gelir) ve (Namaz kılmak müminlere kolay gelir) buyurulmaktadır. Namaz kılmamak, iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek kolaylıkla uymaktır.) [C.1. m. 191, 289] Namaz kılmamanın ne kadar büyük günah olduğunu bilen, ayakta duramayacak kadar hasta olsa bile, mutlaka namaz kılar. Ateşin yaktığını bilen kimse, kendini nasıl ateşe atar? Cehennemden kaçan, Cenneti isteyen namaz kılmaz mı? Hadis-i şerifte, (Cenneti isteyip de, Allah’ın yasakladıklarından kaçınmayan, isteğinde yalancıdır) ve (Cenneti isteyen, hayırlı işlere koşar, Cehennemden korkan, haramlardan kaçar) buyuruluyor. (Beyheki) Tadil-i erkana riayet etmek vaciptir. Namazın vaciplerinden biri bilerek terk edilirse, o namazı tekrar kılmak vacip olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Hırsızların en büyüğü, namazından çalandır. Yani namazın erkanına riayet etmez, rüku ve secdelerini hakkiyle yerine getirmez.) [Vesilet-ün Necat] (Herkesin namazında, kalbin hazır olduğu kısımlar yazılır. Kalbin hazır olmadığı namaza, Allahü teâlâ nazar etmez.) [Vesilet-ün Necat] Cemaatle namaz kılmak erkeklere Sünnet-i hüdadır. Yani dinimizin şiarı, alameti olan sünnettir. Özürsüz terk etmek asla caiz değildir. Bilhassa yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak çok önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibadetle geçirmiş sayılır.) [Müslim] (Münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmaktır. Bunlardaki ecri bilen, sürünerek de olsa, cemaate gelir.) [Buhari] Namazla alay edilmez Sual: Bir hoca, “Müslümanlık, sadece yatıp kalkmak değildir, namazdan başka yapılacak çok iş vardır” dedi. Namaz için yatıp kalkmak tabiri uygun mudur? CEVAP Uygun değildir. Kelam, mantık ve matematiğe dair eserleri de olan büyük âlim Sarı Lütfi denilen Tokatlı Molla Lütfi, bir dersinde, insanların doğru namaz kılmadıklarını bildirmek için, (Bizim kıldığımız namaz, yatıp kalkmaktan başka şey değildir) demiş. Onu çekemeyen muhalifleri, (Namaz için yatıp kalkma tabirini kullandı) diyerek şikayet etmişler, yatıp kalkmak tabiri namazı önemsiz görmek kabul edildiği için Hatibzade Muhyiddin efendinin verdiği fetvaya istinaden mahkeme neticesinde Sultanahmet meydanında idam olunmuştur. (1495) Yavuz Sultan Selim Han, Ahmed ibni Kemal paşaya "Tokatlı Molla Lütfi hocanız imiş. İlmi, irfanı yüksek, değerli, dört başı mamur bir ilim adamı iken idamına sebep ne oldu?" diye sordu. Kemal Paşazâde, "Hocam haset belasına uğradı. Tam bir âlim, kâmil, salih, dindar bir kişi iken, düşmanları haset ettiler, namaza önem vermiyor diyerek katline sebep oldular" dedi. Şakadan da olsa, başka bir niyetle de olsa, namaza yatıp kalkmak dememelidir. Namazı doğru kılanın her işi düzgün olur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, akla ve dine uymayan her türlü kötülükten, her türlü günahtan] alıkoyar. Çünkü zikrullah [Namaz kılmak] elbette en büyüktür ibadettir.) [Ankebut 45 Beydavi] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ buyuruyor ki, "Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana azap etmem, onu sorgu-suale çekmeden Cennete koyarım") [Hakim] (Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [İ.Ahmed] Doğru kılınan namaz, bütün kötülüklerden uzaklaştırır. Yani insan namazı doğru kılarsa, dine tam uymuş olur. Dine tam uyan da, hiç bir kötülüğü işlemez, ayrıca dinimizin emrettiği iyi işleri yapmaya çalışır. Namaz gibi çok önemli bir ibadet için yatıp kalkmak tabiri kullanılmamalıdır! Her kötülüğün tek ilacı Sual: Büyük günahlardan kurtulmanın çaresi nedir? CEVAPHer türlü günahın tek ilacı vardır. Bu ilaç Kur'an-ı kerimde açıkça bildiriliyor. Bu ilacı kullanan her Müslüman, alışkanlık haline gelen büyük günahlardan mutlaka kurtulur. Ankebut suresi 45. âyet-i kerimesinde (Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, akla ve dine uymayan, esrar, içki, zina, livata gibi her türlü kötülükten] alıkoyar) buyuruldu. Bir genç namaz kılar ve her türlü kötülüğü de yapardı. Bu gencin durumunu Resulullaha bildirdiler. Peygamber efendimiz, (Bir gün gelir namaz, onu diğer günahları işlemekten alıkoyar) buyurdu. (Haram işliyorsa, namaz kılmasın) demedi, (Namaza devam etsin) buyurdu. Aradan çok zaman geçmedi. O genç günahlarına tevbe etti, iyi hâl sahibi oldu. Bu bakımdan mutlaka namaz kılmalıdır! Namaz kılmanın fazileti çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu amellerin en faziletlisidir. İmanın başı ve Cehennemden kurtarıcıdır.) [Miftah-ul-Cenne] (Allahü teâlâ beş vakit namazı farz kıldı. Eksiksiz eda edeni Cennete koyacağına söz verdi. Namaz kılmayana verilmiş bir sözü yoktur, böyle kimseye dilerse azap eder, dilerse Cennete koyar.) [Ebu Davud] (Müslüman, namaz kılarken günahları başı üzerine konur. Her secde ettiğinde başından dökülür. Namazı bitirince hiçbir günahı kalmaz.) [Taberani] (Her namaz vakti gelince, melekler, "Ey insanlar, günahlarınız sebebiyle hasıl olan ateşi namaz kılarak söndürün!" derler.) [Taberani] Bir kimse, (İman eder, namaz kılar, zekat verir, oruç tutar ve diğer ibadetleri yaparsam, kimlerden olurum?) diye sual edince, Peygamber efendimiz, (Sıddık ve şehidlerden olursun) buyurdu. (Bezzar) Namaz doğru kılınmazsa Sual: Bir arkadaş namaz kıldığı halde içki ve diğer kötülükleri bırakmıyor. Bu nasıl oluyor? CEVAPDoğru kılınan namaz her türlü kötülükten alıkoyar. (Ankebut 45)Kötülükten alıkoymayan namaz doğru kılınmıyor demektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Bir kişinin namazı, kendini fahşa ve münkerden [her türlü kötülükten] alıkoyamıyorsa, Allah’tan uzaklığı artar.) [Taberani] O halde yapılacak iş, namazı doğru kılmaya çalışmaktır. Namazı doğru kılabilmek için önce itikadın düzgün olması şarttır. Daha sonra diğer şartlar gelir. Guslün ve abdestin doğru olması lazımdır. Bu şartlara riayet eden, mutlaka her türlü kötülüğü bırakır. Kötülerle gezmek bile çok zararlıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kötü arkadaş, demirci körüğü gibidir. Üflenince, ateş kıvılcımları seni yakmazsa da, kokusu seni rahatsız eder.) [Buhari] (İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim] Namaz kılmadan dindar olmak Sual: Namaz kılmadan da, dindar olmak mümkün değil midir? CEVAPSermayesi olmadan kâr etmek, nasıl mümkün değilse, namaz kılmadan da dindar olmak mümkün değildir. Çünkü namaz, dinin direğidir. Namaz kılan, dinini doğrultmuş olur. Namaz kılmayanın, dini yıkılır. Namazları, müstehab zamanlarında ve şartlarına ve edeplerine uygun olarak, mümkünse cemaat ile kılmalı. Muhammed Masum hazretleri, (Bunlardan biri yapılmazsa, yas tutulsa yeridir) buyuruyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Bir mümin, namaz kılmaya başlayınca, Cennet kapıları açılır. Rabbi ile arasındaki perdeler kalkar. Bu hâl, namaz bitinceye kadar devam eder.) [Taberani] |
