Sünnet çeşitleri nelerdir

sünnet çeşitleri nedir ile ilgili görsel sonucu

Sual: (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini âlimlerimiz nasıl açıklamışlardır?
CEVAPPeygamber efendimizin kendiliğinden emrettiği veya yaptığı ibadetlere (Sünnet) denir.

Sünnet ikiye ayrılır:
1- Sünnet-i hüda
2- Sünnet-i zevaid

1-Sünnet-i hüda: 
Buna sünnet-i müekkede de denir. İslam dininin şiarıdır, başka dinlerde yoktur. Peygamber efendimiz bunları devamlı yapmış, nadiren terk etmiş ve terk edenlere de bir şey dememiştir. Ara sıra terk ettiği sünnetlere de (gayri müekkede) denir. Müekked sünneti, özürsüz [mazeretsiz] devamlı terk etmek mekruhtur, küçük günah olur. Namaz içindeki müekked sünnetleri terk etmek ise tahrimen mekruhtur.(Redd-ül Muhtar)
Dinimizin bütün hükümleri Kur'an-ı kerimden çıkmaktadır. Bu hükümler üç kısımdır:
a- Manaları açık olan ve ilim ehli tarafından bildirilen hükümlerdir. [Allah birdir gibi]

b-
 Müctehidler tarafından ictihadla çıkarılan hükümlerdir. [Abdestin farzının, Hanefi’de dört, Hanbeli’de on olması gibi.]

c-
 Bir kısmı ise çok gizlidir. Allahü teâlâ bildirmedikçe anlaşılamaz. Bunlar sadece Peygamber efendimize bildirilmiştir. Bu hükümler de Kur'an-ı kerimden çıkartılıyor ise de, Peygamber efendimiz tarafından açıklandığı için bunlara (Sünnet) denir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m. 55)
Ezan okumak, cemaatle namaz kılmak gibi sünnetler (Sünnet-i hüda)dır. (Hadika)

2-Sünnet-i zevaid:

Peygamber efendimizin, ibadet olarak değil de âdet olarak devamlı yaptığı şeylere denir. Zevaid sünnetleri terk etmek mekruh değildir. Peygamber efendimizin giyiniş şekli, iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi şeyleri sünnet-i zevaiddir. (Redd-ül Muhtar)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Farza bağlı olan ve olmayan sünnet vardır. Farzdaki sünnetin aslı Allah’ın kitabındadır. Bu sünneti, [sünnet-i hüda’yı] almak hidayet, terki ise dalalettir. Diğer sünneti [sünnet-i zaide’yi] almak fazilet, terki ise günah değildir.) [Taberani]

Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de [Bir mazeret yoksa] Resulullaha tâbi olmak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.55)

Kitab ve Sünnet
 denilince, buradaki sünnet, hadis-i şerifler demektir.Farz ve Sünnet denince, buradaki sünnet, Peygamber efendimizin farz olmayarak yaptığı işler demektir. Sünnet, yalnız olarak kullanılınca (İslamiyet) demektir. Bu sünnete uyanlara (Ehl-i sünnet) denir. (Cevhere)

Şeyh-ul-islam İbni Kemal Paşazade hazretleri, (Şerh-ı hadis-i erbain) kitabında, (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki: Bu hadis-i şerifteki sünnet, İslamiyet demektir. Çünkü mümin, büyük günah işlese de şefaatten mahrum kalmaz. Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetimden, büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Ebu Davud]

Görüldüğü gibi Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefaate kavuşamayacaklardır. (Şir’a)

(Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehit sevabı vardır) 
hadis-i şerifi, fitne zamanında, ehl-i sünnet ve cemaat itikadında olup, beş vakit namazı cemaat ile kılana yüz şehit sevabı verileceğini bildirmektedir. (Rıyad-un-nasıhin)
Bunun için, önce ehl-i sünnete uygun iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekruhlardan sakınmak, sonra müekked sünnetleri, daha sonra da müstehapları yapmak gerekir. 

Sağa ve teke riayet
Sual: 
Çayın şekerini karıştırırken, sağdan sola doğru karıştırmak, bardağı sağ elle tutmak, çayı tek sayıda içmek zevaid sünnettir deniyor. Peygamber efendimiz çay mı içti de, bunlar sünnet olsun?
CEVAPÇay, kahve, limonata gibi tek tek isim verilmez. Bunlar mubah şeylerdir. Mubah olan her işe sağdan başlamak, teke riayet ekmek sünnet-i zevaiddir. Yani adetlere ait sünnettir. Buna müstehab da denir. Bunları terk etmek günah olmaz; ama yapılması sevab olur. Birkaç örnek verelim:
Camiye sağ ayakla girmek, girince sağ tarafa oturmak müstehabdır. Ayakkabı, gömlek giyerken, başı tıraş ederken ve tararken, tırnak keserken, Müslümanın evine ve odasına girerken, sadaka verirken sağdan başlanır. Bunların zıddı olanları yaparken, mesela ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, Müslümanın evinden, odasından çıkarken, tuvalete girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehabdır. Özürsüz bunların tersini yapmak, tenzihi mekruh olur. Sağ elle yiyip içmek, sağ elle kurban kesmek, sağ elle yazmak, çay, kahve, su gibi şeyler verirken sağdan başlamak müstehabdır. Solak olanların, sol elle yazmasında ve sol elle kurban kesmesinde mahzur olmaz.

Dört şeyin kıymeti
Sual:
 Teke riayet etmek sünnettir; ama tek olmayan kıymetli olmaz mı? 
CEVAPTeke riayet etmek ayrı, kıymetli şeylerin tek ve çift olması ayrıdır. Dört şey ile ilgili çok husus vardır. Birkaçı şöyledir:

Yer yeryüzünün düzeni dört şey iledir: Toprak, su, ateş ve rüzgâr.

Tabiatın düzeni dört şey iledir: Sıcaklık, soğukluk, nem ve kuraklık.

Dinin salahı dört şey iledir: Namaz, zekât, oruç ve hac.

İnsanın salahı dört şey iledir: Yemek, içmek, giyinmek ve barınmak

Dört kitap: Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'an-ı kerim.

Dört melek: Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (aleyhimüsselam)

Dört halife: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali (radıyallahü anhüm)

Dört mezhep: Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli.

Dört mevsim: İlkbahar, yaz, son bahar, kış.

 Dinimiz İslamiyet

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları



Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları nimettir
Sual: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları nimet olduğu gibi bunların dışındaki sapık ve cahillerin hazırladığı kitaplar zararlı mıdır?
Cevap: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyup, öğrenip de, öğretmeğe çalışan ana, baba, evlâdı için büyük nimettir. Böyle olan muallim, talebesi için büyük nimettir. Böyle olan kitaplar, mecmua ve gazeteler, okuyucuları için büyük nimettir. Böyle olan, radyo, televizyon ve internet, bütün millet için büyük nimettir. Etiketi, mevkii ne olursa olsun, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumamış, okusa da anlayamamış olan bir cahil, ahmak kimsenin, İslamiyet hakkında, boş kafasından çıkan sözleri, yazıları, hiç kıymetsizdir. Meçhule taş atmak gibidir. İslamiyete ve bütün insanlara zararlıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinden sonra, bazı cahiller, sapıklar ve bunların arasına karışan Yahudiler, İngiliz casusları, Yunan felesoflarının fikirlerini ve kendi zamanlarındaki fen bilgilerini ve kendi sapık ve hain düşüncelerini karıştırarak, bozuk din kitapları yazdılar. İslam dininde, böylece yetmişiki bozuk(Bid’at) fırkası meydana geldi. Bunların çoğu zamanla kayboldu. Yalnız, (Şii) fırkası kaldı. Şimdi, İslamiyeti bildiren kitap olarak, dünyaya, Ehl-i sünnetin doğru kitapları ile, Şiilerin ve İslamiyeti içerden yıkmak için, İngilizlerin 1150 hicrî ve 1737 miladi senesinde, Suudi Arabistan’da kurdukları (vehhabi) fırkasının, kitapları yayılmaktadır. Mezhepsiz bir din adamı olan Ahmed ibni Teymiyyenin kitaplarındaki sapık fikirler ile İngiliz casusu Hempherin yalan ve hilelerinin karışımına (Vehhabilik) denilmiştir.(Hak Sözün Vesikaları s. 323)

Adını Andıkça İlahisi

Yeni Müslüman Olana Ne Öretmeliyiz

islam ile ilgili görsel sonucu

Yeni Müslüman olan

Sual: Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz?
CEVAPİlk önce imanı, yani Allahü teâlâyı, Onun sıfatlarını, Resulullah efendimizin Allah’ın Peygamberi olduğunu, Amentü’de bildirilen altı esası, sonra da İslam’ın beş şartını öğretip namaz kılmasını sağlamalıdır. Çünkü bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kitab ehli olan bir kavme görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekatı farz kıldığını söyle.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

Bu hadis-i şerifte ilk önce, Allah’a imanla birlikte Resulünü de tasdik bildirilmiştir. Resulullahı tasdik etmeyen mümin ve Müslüman olamaz.

Sual: 
Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun, önceKelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip, inanması gerekir mi?
CEVAPEvet gerekir. Bundan sonra, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikad, yani iman edilmesi gereken bilgileri öğrenip, bunlara inanması gerekir.

Sonra Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yani İslam’ın beş şartını ve helal, haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanması ve uygun yaşaması gerekir. Bunları öğrenmek ve uymak gerektiğine inanmayan, önem vermeyen mürted olur. Yani kelime-i şehadet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur.

Nikahlı müslüman bir kız, baliga olduğu zaman, Müslümanlığı bilmezse, nikahı bozulur. Yani mürted olur. Allahü teâlânın sıfatlarını ona bildirmelidir. O da, tekrar etmeli ve (bunlara inandım) demelidir.(Dürr-ül-muhtar)

İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken diyor ki:
Kız küçük iken, ana-babasına tâbi olarak müslümandır. Baliga olunca, ana-babasının dinine tâbi olması devam etmez. İslamiyet’i bilmeyerek baliga olunca, mürted olur. İman edilecek şeyleri işitip de, inanmamış kimse, kelime-i tevhid söylese, yani (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) dese, müslüman olmaz. (Amentü billahi...) de bulunan altı şeye inanan ve (Allahü teâlânın emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabul ettim, beğendim) diyen kimse müslüman olur.

Her müslüman, çocuklarına Amentü’yü ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeyi öğrenmez ve inandığını söylemezse, baliğ olduğu zaman müslüman olmaz, mürted olur.

Sadece Allah’a inandım demek kâfi değildir. Amentü’de bildirilen altı husustan birini, mesela kaderi inkâr eden, kâfir olur, bütün iyi amelleri yok olur. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Kâfir (Beni İslam’a uygun defnedin) dese, mümin sayılır mı?
CEVAPHayır. Kelime-i şehadeti veya manasını söylerse evet.

Sual: Yeni Müslüman oldum, fıkıh bilgilerim yok sayılır, her şeyi yeni öğreniyorum, küfre sebep olan şeylerin hepsini de bilmiyorum. Bilmeyerek küfre düşürecek bir şey yaparsam veya söylersem, benim durumum o zaman ne olur? Bilmeyerek yaparsam imanımı kaybetmiş olur muyum?
CEVAPHayır imanınızı kaybetmiş olmazsınız. Polonya gibi bir yerde, yeni Müslüman olmuş bir kimse, elbette küfre düşüren bir çok şeyi bilemez. Bilmediği için de hemen ona küfre düştün denmez. Peki ne yapmalı?(Allahü teâlâya ve Resulüne ve Onun Allahü teâlâdan getirdiklerinin hepsine inandım, beğendim, kabul ettim. Allahü teâlânın ve Resulünün dostlarını severim ve düşmanlarını sevmem demek kâfidir.) Dinimizin bildirdiği bir şeyde şüpheye düşen kimse, (Allahü teâlâ ve Onun Peygamberi, bu şey ile neyi bildirmek istemiş ise, öylece iman ettim, inandım) demelidir.

Not: Diğer maddelerde Amentü’nün bu 6 esası hakkında geniş bilgi verilmiştir.

Secdenin önemi
Sual:
 Bir gayrimüslim, secde âyetini dinledikten sonra tilavet secdesi yapsa, bu kimseye Müslüman oldu denebilir mi?
CEVAPEvet, Müslüman olduğu anlaşılır. (Bezzaziyye, İbni Abidin)

Yine bunun gibi, namazlarını cemaatle kılan bir kimsenin Müslüman olduğu anlaşılır, çünkü İslamiyet’ten önceki hak dinlerde namaz yalnız kılınır, cemaatle kılınmazdı. (İ. Ahlakı)
Dinimizde zahire, görünüşe göre hüküm verildiği için, bir gayrimüslim bunları yapınca Müslüman olduğuna hükmedilir. Yoksa bâtıl inancından vazgeçmedikçe, dinimizin bildirdiği hususlara iman etmedikçe, sadece bunları yapmakla Müslüman olmuş olmaz. Müslüman görünmek için münafıklık da yapmış olabilir, ama küfrünü belli eden bir sözü, hareketi görülmedikçe, dünyada ona Müslüman muamelesi yapılır.

https://www.youtube.com/user/xEDEBx

Tövbe Etmek

tövbe etmek ile ilgili görsel sonucu
Tövbe etmek
Sual: Tövbe ettim demek, tövbe olur mu? Tövbe etmek nasıl olur, şartları var mıdır?
Cevap: Allahü teâlâ, tövbe edenleri sever. Affeder. Sonra, o günahı tekrar yaparsa, tövbesi bozulmaz. İkinci bir tövbe lâzım olur. Tövbe ettiği bir günahı hatırlayınca, günahı işlediğine sevinirse, tekrar tövbe lâzım olur. Hak sahiplerine haklarını ödemek veya helal ettirmek, gıybet ettiği kimseden af dilemek ve rızasını almak, yapmamış olduğu farzları kaza etmek farzdır. Bunlar tövbenin kendisi değil, şartıdırlar. Bir lirayı sahibine geri vermek, bin sene nafile ibadet yapmaktan ve yetmiş nafile hacdan daha iyidir. Günahı bir daha yaparsam tövbem bozulur diyerek, tövbe yapmamak doğru değildir. Cahilliktir. Şeytanın aldatmasıdır. Her günahtan sonra, hemen tövbe etmek farzdır. Tövbeyi bir saat geciktirince, günah iki kat olur. Buradan anlaşılıyor ki, kaza namazlarını kılmayanın günahları, her namaz kılacak kadar zaman kat kat artmaktadır.
Tövbe ettim demek, tövbe olmaz. Çünkü, tövbenin sahih olması için üç şart lâzımdır:
1- Hemen günahı bırakmalıdır.
2- Günah işlediğine, Allahü teâlâdan korktuğu için, utanmak ve pişman olmak lâzımdır.
3- Bu günahı bir daha hiç yapmamağı gönülden söz vermektir. Allahü teâlâ şartlarına uygun olan tövbeyi kabul edeceğine söz vermiştir.(Hak Sözün Vesikaları s. 256)

tövbe etmek ile ilgili görsel sonucu

Nevruz günü hediye vermek

Sual: Nevruz gününü bayram bilerek birisine hediye vermek caiz midir? Nevruz ve noel gününe tazim edenler kafir olur mu? 

Cevap: (Dürr-ül-muhtâr) beşinci cild, 481. ci sahifede diyor ki, (Nevruz veya Mihrican [Martın ve Eylülün yirminci] günlerinde, bunların isimlerini söyleyerek hediye vermek haramdır. Bu günleri bayram bilerek vermek, küfür olur. Bu günleri tazim ederek kâfire yumurta veren kâfir olur. Bu günlerde bir şey satın almak da böyledir. Her zaman aldığını satın alırsa, kâfir olmaz).(Bezzâziyye) fetvasında diyor ki, (Nevruz günü, mecusilerin bayramıdır. O gün, mecusilerin yanına gidip, onların yaptıklarını yapmak küfürdür. O gün, bayram yapan Müslümanın imanı gider de haberi olmaz). Noel günü ve gecesinde ve kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapanın da kâfir olduğu bu fetvadan anlaşılmaktadır.
  • Nevruz günü [ve Noel gecesi] mecusiler gibi bayram yapmak, kâfirlere teşebbüh [benzemek] olur. Hakiki Müslümanlık, takva ile olur. Şirkten ve haramlardan sakınmakla olur. Kalpte hâllerin hâsıl olması ve bazı şeylerin keşfolunması, görülmesi ve fen bilgilerinin dışında akılları şaşırtacak işlerin yapılması, kâfirlerde de hâsıl olur. Riyazetler çekmek, belli şeyleri ibadete olarak yapmak, muska yazmağı, hastaları, büyülenmiş olanları okumağı, üflemeyi, sanat hâline getirmek, din işleri değildir. Cahilleri, ahmakları toplamak ve dünyalık ele geçirmek için yapılmaktadır. İslamiyette bunların kıymeti ve ehemmiyeti yoktur. İslamiyette kıymeti olan ve ehemmiyeti olan ve insanı Allahü teâlâya yaklaştıran şey, ancak, Onun Resûlüne, Peygamberine “sallallahü aleyhi ve âlihi ve sellem” uymak, O yüce Peygamberin izinde bulunmaktır. Eshâb-ı kiramın ve Ehl-i beyt-i ızâmın “radıyallahü anhüm” yolu budur. Kur’ân-ı kerim bu yolu göstermek için gönderilmiştir. Allahü teâlâ, hepimizi sevgili Peygamberinin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kiramın ve Ehl-i beyt-i ızâmın yolunda bulundursun!(Tam İlmihâl s. 769-770)

Açlıktan Ölmek Üzereyken Bulunan Köpeğin Mutluluktan Gözlerinizi Yaşartacak Değişimi

Bu güzeller güzel bir köpeğin hikayesi. Bu hikaye, iyi insanların hala aramızda dolaştığının bir kanıtı. 
Görevliler adı olmayan evsiz bir köpek bulduklarında, işin bu kadar güzel sonuçlanacağını elbette bilmiyorlardı. Yıllarca süren yemek ve su bulma savaşı nedeniyle üzerinde sayısız yara ve bere olan bu köpeğe, görevliler Kelsey ismini verdi ve köpeğin tamamen iyileşmesi için bir rehabilitasyona sokmaya karar verdiler. Bu kadar kötü durumun yanında bir de umutsuzluk vardı çünkü tedavi tam olarak başarılı olamayabilirdi.
Lakin, aylar boyunca Kelsey'ye gösterlilen ilgi, sevgi ve bakım karşılığını verdi! Kelsey'nin iyi kalpli insan arkadaşları, onu evsiz, aç bir köpekten, sağlıklı bir köpeğe dönüştürmeyi başardı.
Kaynak: http://www.viralnova.com/starving-dog-tr...

İşte tam olarak bu bölge, Kelsey'nin bulunduğu yer.

İşte tam olarak bu bölge, Kelsey'nin bulunduğu yer.

Görevliler Kelsey'yi bulduklarında fark ediyorlar ki; köpeğin üstü başı yara bere içinde.

Görevliler Kelsey'yi bulduklarında fark ediyorlar ki; köpeğin üstü başı yara bere içinde.

Yardım etmek için köpeği yanlarına almaları gereken görevliler, Kelsey'yi ikna ettiler ve yanlarına aldılar.

Yardım etmek için köpeği yanlarına almaları gereken görevliler, Kelsey'yi ikna ettiler ve yanlarına aldılar.

Kelsey, tedavi merkezine geldiğinde ise oldukça şaşkındı.

Kelsey, tedavi merkezine geldiğinde ise oldukça şaşkındı.

Yavaş yavaş tedavisi başlayan Kelsey sonunda rahat şekilde yemeğini yiyebiliyordu.

Yavaş yavaş tedavisi başlayan Kelsey sonunda rahat şekilde yemeğini yiyebiliyordu.

Doktorlar da Kelsey ile ilk defa karşılaştıklarında, vücudundaki yaraları görmüşler ve oldukça üzülmüşler. Fakat tedavi devam ettikçe, Kelsey gözle görülür bir biçimde iyileşmeye başlamış.

Doktorlar da Kelsey ile ilk defa karşılaştıklarında, vücudundaki yaraları görmüşler ve oldukça üzülmüşler. Fakat tedavi devam ettikçe, Kelsey gözle görülür bir biçimde iyileşmeye başlamış.

Doktorların, zavallı Kelsey'ye yardım etmekte oldukça kararlı olmaları da, bu iyileşmede önemli bir role sahip.

Doktorların, zavallı Kelsey'ye yardım etmekte oldukça kararlı olmaları da, bu iyileşmede önemli bir role sahip.

Yavaş yavaş iyileşen Kelsey'nin mutluluğu yüzünden okunuyor.

Yavaş yavaş iyileşen Kelsey'nin mutluluğu yüzünden okunuyor.

Yaraları iyileşirken, diğer hayvanlarla oynamayı da öğrenmiş!

Yaraları iyileşirken, diğer hayvanlarla oynamayı da öğrenmiş!

Daha sonra ise belki de uzun yıllardır ilk defa kavga, yaralanma korkusu olmadan temiz havanın tadını çıkarmaya başlamış.

Daha sonra ise belki de uzun yıllardır ilk defa kavga, yaralanma korkusu olmadan temiz havanın tadını çıkarmaya başlamış.

Bugün ise artık Kelsey, tamamen iyileşmiş durumda!

Bugün ise artık Kelsey, tamamen iyileşmiş durumda!

Artık bir yatağı ve yuvası var.

Artık bir yatağı ve yuvası var.
Açlıktan Ölmek Üzereyken Bulunan Köpeğin Mutluluktan Gözlerinizi Yaşartacak Değişimi

Şu güzelliğe, şu bakışlara bakar mısınız?

Şu güzelliğe, şu bakışlara bakar mısınız?

Artık tamamen iyileşmiş olan Kelsey'yi kurtaran ise kendini bu işe adamış güzel insanlar tarafından gösterilen bir tutam sevgi ve bir tutam şefkat.

Artık tamamen iyileşmiş olan Kelsey'yi kurtaran ise kendini bu işe adamış güzel insanlar tarafından gösterilen bir tutam sevgi ve bir tutam şefkat.
İşte bir fark yaratmak aslında bu kadar basit. Hiçbir çıkar beklentisi olmadan, ölmek üzere olan bir köpeği alıp, onu tekrar hayata döndüren bu insanlara daha çok ihtiyacımız var!

Tekrardan bu güzel insanlara teşekkür ediyor, Kelsey'nin burnundan öpüyoruz efendim.